AnneCocuk.com

Kadın, Aile ve Çocuk Sitesi 

 
AnneCocuk.com

Önsöz


Bebeğinizin İsmi

Biraz da Eğlenelim

Kitap Almak için:



Kadın Gebelik Çocuk Çocuk Klübü Forum & Chat Küçük İlanlar
 

T r a m p e t

Figen Müftüoğlu Peker

04 Haziran 2000

Eski Sayılar


Başlarken
Alnında Yazıyor
07-05-2000
Anneler Günü
27-05-2000
Mezuniyet
Bir Oyun
Yaz Geldi
Bilgisayar
Hediye

 

 

Bugün çok duygulu bir gün geçirdim. Çünkü bugün Artun'un "ilk" mezuniyet töreni vardı. Hernekadar bu "oyun grubu" mezuniyeti olsa da ve hatta "Oyun Grubu Mezuniyet Töreni" sözcükleri birlikte kullanıldığında komik dahi dursa da bizim için o ilklerden birisi, "ilk" mezuniyet töreniydi.

Geçen yıl Ekim ayında başladık, aklımızda binlerce soru ile. "Acaba ne olacak?" "Acaba Artun hoşlanacak mı? ", "Acaba diğer çocuklarla anlaşabilecek mi? " diye. Ve her zaman olduğu gibi çocukların ne kadar güçlü olduklarını kanıtladı Artun davranışlarıyla. Hani her zaman anne babalar böyle ortamlara girerken endişe duyarlar ya bakalım ne olacak diye ve her zamanda o ufaklıklar hayatlarından gayet memnun bir şekilde sanki yıllardır birbirlerini tanıyorlarmış gibi hemen kaynaşıverirler ya işte öyle bir durum. Bu geçen aylar içinde çeşitli dönemler yaşadık. İlk başladığımızda Artun "öpen çocuktu". Önüne gelen her çocuğa sarılıyor ve öpüyordu. Sonra bu hoş dönemi (pembe dönem diye adlandırabiliriz) bıraktı ve tam bir canavara dönüştü, yani en güzel oyuncak diğer arkadaşının elindeki oyuncak ve hatta bütün oyuncaklar benim kimse dokunamaz dönemi (evet buna hakkıyla kırmızı dönem diyebiliriz). Allah'tan bu dönem bir iki hafta sürdüde tüm çocuklar ve ben sağsalim hayatta kalabildik. Sonra kaydırak dönemimiz başladı. Varsa yoksa kaydırak. Şarkıları da kaydıraktan söylerim, oyunlarıda buradan oynarım dönemi, neyse hadi bu da geçer dedik bıraktık orada yaşasın dedik. Kaç dönem yaşadık bilmem bu geçen sekiz ayda. İşin ilginci diğer tüm çocuklarda bu ve benzeri dönemlere girip çıktılar. Yani bu dönemde hepsi o kadar çok değişti ki. 

Bugün sabah hafif bir heyecanla gayet "şık" vaziyette yola çıktık. Ben başıma geleceklerin hat safhada farkında olduğum için açıkcası çok umutlanmadım. Biliyordum Artun etrafta hoplayıp zıplayıp atlamaktan törene katılmayacak, mezuniyet kebini giymesi sözkonusu dahi değil, diplomasını almak için kürsüye yürümeyecek ve hatta çağrıldığını duysa dahi dönüp bakmayacak. Eh eğer çok şanslıysam birlikte bir fotoğraf çektirebilmek tek tesellim olacaktı. Sağolsun oğlum beni hiç yalancı çıkarmadı. Salona girmemizle yokolması bir oldu. Hocalar ve diğer anne babalar Artun'u çok iyi tanıdıklarından, eğer ben onu bulamamışsam onlar buluyorlar ya da göz kulak oluyorlardı. Çünkü velet cıva gibi bir orada bir burda bitiyor yani bir kişinin göz kulak olması imkansız. Ama sekiz aylık bir geçmişimiz ve diğer anne ve babalarında bir "Artun tecrübesi" mevcut Allah'tan. Ve hatta diğer oyun gruplarından mezuniyet töreni için gelen daha büyük yaştaki çocuklarda bu turuncu pantolonlu canavarı keşfedip, ben kanter içinde onu ararken, gelip bana Artun'un nerede olduğunu söyleyerek ağabey ve ablalığın getirdiği sorumluluklarını icra ediyorlardı. Diğer "uyumlu" aileler çocukları ile (ve çocuklarının başlarında keplerle-evet evet bu bana çok dokundu) hoş fotoğraflar çektirirken, biz masa, sandalye, anneler, babalar, anneanneler, babaanneler, ve dedeler arasında koşuşturuyor, diğer yandan masanın üstündeki kurabiyelere saldırıyor (saldıran Artun, ben "önleyici güç") ve hatta kürsüye sarılmış olan "Sınıf 2000" yazılı bayrağın arkasına saklanarak "Ceee" oyunu oynuyorduk (oynayan Artun, ben "çekici güç"). Allah'tan dediğim gibi herkes Artun'u tanıyor ve seviyor sanki büyük bir aile ortamı içerisinde gibiyiz, yani kimsenin kaşını kaldırdığı yok. Neyse sonunda onu yakalayıp birlikte bir fotoğraf çektirebildim. Evet bunun dışındaki bilanço söyle. Artun 'tabiki" kebini giymedi. Ancak beni çok ama çok yalancı çıkaran birşey yaptı. Diplomasını almak için çağrıldığında kürsüye öyle bir gittiki hani derler ya tam filmlik bir sahne yaşandı. Artun'un ismi okundu. Birde baktım ki Artun koşuşturmayı bırakıp kürsüye doğru ilerlemeye başlamış. Bu sırada herkes alkışlamaya başlamıştı ve Artun da buna karşılık onları alkışladı. Ve hem sağındaki hem solundaki tüm seyircilere gülücükler yağdırarak alkışlamasını sürdüre sürdüre diplomasını almaya kürsüye gitti. Yani Artun'un bu hoş jesti karşısında seyircilerin attığı çığlıklara karşılık bizimkinin attığı çığlıkları saymazsak sanırsınız ki sonbahar kreasyonunu sergilemiş "Versace" podyuma çıkıyor. Çok ama çok güzeldi. Canım bebeğim benim !

Gelelim küçük bir aşk hikayesine. Sevgili oğlumun platonik bir aşığı var oyun grubundan, İsmi Sarah…Platonik diyorum çünkü bizimkinin yüz verdiği yok. Bak oğlum yaşı yaşına (ikisıde Ağustos 98 doğumlu), boyu boyuna (Artun kadar uzun bir yaşıtı hem de "kız" çocuğu) huyu huyuna (Artun gibi tek eğlencesi hop hop zıp zıp, hem Artun dışında kebini giymeyen tek çocuk o) uygun desemde bizimkinden tık yok. Hatta annelik görevimi yapıp ona gelecek konusunda uyarılarda bulunsam da ilerde kendini önüne atarsın, bu yaptıklarına çok pişman olursun desem de yok yok yok. Halbuki dünya güzeli birşey Sarah. İlk söylediği isim Artun ("Artu" desem daha doğru olur herhalde) tüm sülalesi Artun'u tanıyor ve hatta görmemiş bir hala teyze varsa onlarda merak ediyorlar. Her hafta oyun grubuna gelirken yol boyunca "Artu'yu göreceğim" diye gevezelik ediyor. Hele bugün tam bir prenses. Sürekli hoplayıp zıpladığı için Sarah'ya elbise giydirme zevkini yaşayamayan annesi bugün ona çok güzel bir elbise giydirmiş. Sapsarı saçları masmavi gözleriyle Artun'a utana utana yüzü kızararak bakıyor. Hem bu kız senin sekiz ay boyunca yaptığın tüm şaklabanlıklara "ah maymun şey " dercesine katlandı (anlayışlı sevgili) daha ne istiyorsun? Tamam oldu efendim ama lütfen bari birlikte bir fotoğrafınızı çekelim. Yok yok yok. Ve nihayetinde Sarah formulü çözdü aldı eline bir kraker Artun hemen yanında bitiverdi. Flaşlar patladı ve iki aile bu aşkı ölümsüzleştirdi. 

Biz Artun'la birçok oyun grubuna katılıyoruz. Ama ne hikmetse bu grup birbaşkaydı. Bence en önemli nedeni herkesin çocuklarını ve diğer çocukları olduğu gibi kabul etmesi ve tüm çocukları sanki kendi çocuklarıymışcasına sevmeleriydi. Artun'un ne kadar girişken ve ne kadar kendine güvenli olduğunu söyleyerek beni tebrik edecek kadar tüm çocukları seven anne babalardı bunlar (önemli not: bu konuda kendime hiç pay çıkarmıyorum. Çünkü bebeklerin belli kişilik özellikleri ile doğduğuna inanmaya başladım.) Dönem başında Artun ile aynı grupta olmak için günlerini değiştiren insanlardı bunlar. "Kırmızı döneminde" Artun'u hiç yargılamayarak ve hatta beni teselli eden gerçek anne babalardı. Her zaman her ortamda nasip olmaz bu kadar hoş insanlarla birlikte olmak. Birimizin çocuğu ilk kez ismini söylediğinde hepimiz çok sevindik, ilk kez yürüdüğünde hepimiz heyecanlandık, birimizin çocuğu düştüğünde hepimiz koştuk. Tam anlamıyla büyük bir aile olduk.


Elimde Artun'un diploması bakıyorum, "Sınıf 2000", "Sınıf 2000", "Sınıf 2000" "Sınıf 2000". Kulağımda yankılanıyor bu. Canım oğlum bu senin ilk ve en kolay mezuniyetin. Daha nice nice mezuniyet törenlerine...



Adres: trampet@annecocuk.com

.

 

 

Click Here!

 

Handan Baykan Yazıyor


Demet Eşrefoğlu Vardar Yazıyor


Çocuğunuzun ve ailenizin karşılaşabileceği sorunlara bir bakış


Çocuk odası nasıl dekore edilmeli


Çocuk Güvenliği
Çocuklarımızı kazalardan korumak için almamız gereken önlemler...


AnneCocuk.com'u giriş sayfanız yapın

 

 


Ana Sayfa ] Kadın ] Gebelik ] Çocuk ] Çocuk Klübü ] Forum ] Küçük İlanlar ]
Önsöz ] Kullanım Kuralları ] Ekibimiz ] Bebeğinizin İsmi ] Eğlencelik ]


Bu site ile ilgili öneri, eleştiri ve sorularınız için lütfen webmaster ‘a yazın...
Bu site Lidya.Net tarafından hazırlanmış ve Lidya.Net web sunucularından yayınlanmaktadır.
Bu sitede yayınlanan yazı ve grafikler AnneCocuk.com kaynak gösterilerek kullanılabilir.

AnneCocuk.com'u  Kasım 1998 den bu güne kadar 

 kişi ziyaret etti