|
|
Artık kendimden kuşku duymaya başladım. Belki forum alanını
okumuş olan arkadaşlar hatırlarlar, çocuklarımızın bilgisayar
ve TV başında vakit geçirmesi konusunda yazışıyorduk. Bende
kendime has düşüncelerimi "beyan" ederek, oğlumun
olabildiğince çocukça, koşup oynayarak, duvarlara tırmanarak
(bu sözümü geri almak istiyoruuuum !) yani çok
"zekice" olmayan bir çocukluk geçirmesini istiyor ve
bunun için elimden geleni yapıyorum demiştim. İşte bu konuda çok
dertliyim, sanki dünyada böyle düşünen tek benmişim gibi
hissetmeye başladım çünkü. Yani benim oğlum eğer ben böyle
yaparsam okuyamayacak mı? Sayı saymasını öğrenemeyecek mi?
Hele hele o bilgisayarın faresini tıklayamayacak mı? Espri bir
yana düşüncelerimden hiç ama hiç vazgeçmiş değilim, ne yapalım
bizimkide sirkte çalışır gibi de bir tesellim var. Kesinlikle
kimse alınmasın bu konuda herkesin doğrusu farklı yani bu konu
öyle hayati bir tehlike taşımıyor, sizin yaşam felsefenizle
orantılı ve benim yaşam felsefemin sizinkinden daha doğru
olduguna dair somut gerçekler de yokJ Yani iki yaşındaki çocuğunun
bilgisayar faresini tıklamasından dolayı mutlu olanlar mutlu
olmalarına devam edebilirler.
Gelelim bu sıkıntıma neden olan muhabbetlere. Yakın çevremde
kimsenin çocuğu olmadığından bunlar yakın çevremden kişiler
değil. Bu şahıslar markette aynı rafa bakarken ortak konu,
"çocuk", nedeniyle mimikleşilen ve ayak üstü sohbet
edilen ya da havuz başı muhabbetlerinde yine ortak konu nedeniyle
kominikasyona girilmiş kişiler. Şöyleki, benim çocuğum
bilgisayarı çok güzel kullanıyor, fareyi de tıklıyor gibi 2-3
yaşındaki çocukların bu hareketlerine alkış tutanlar. Anne
baba olarak tabiki onların yaptığı herşey bizi hayrete düşürüyor
ve alkış tutuyoruz. Ancak bu olayın desteklenmesi ve bundan dolayı
o miniklerin bilgisayarın başında geçirdiği saatler beni rahatsız
eden. Yani o fareyi tıklamayi öğrenmekle başlayan hareketsiz
saatleri anne babaların farketmeyip "tıklama" mucizesine
takılmaları olayın ürkütücü yanı. Siz hiç ögretmenlerin
ilerde çocuğunuz için "şu çocuğa da bir şu fareyi tıklatmayı
öğretemedik" diyeceklerini sanıyor musunuz? Ve bu işin de
çok uzun bir süre alacağını (beş dakika? on dakika? hadi yarım
saat) Hele bu çocuklar artık hayatlarını bilgisayar başında geçirerek
yaşayacakları bir çağdalar. Bu acele niye?
Çocuklarımız hele ki Türkiye'de 5-6 yaşından sonra şu sınav
bu sınav diye çalışma masasından kalkamayacaklar. Bırakalım
hayatlarını yaşasınlar. Kaç yılları var ki? İki yaşındaki
çocuk bilgisayardaki resmin üstünü tıklamayıversin. Zaten tıklayacak
(yazdıkça bu kelimeden rahatsız olmaya başladım). Ama ilerde,
parkta koşup top oynayacak, taklalar atacak, kendi kendine aptalca
oyunlar yaratacak zamanları olmayacak. Olsa da belki yapmayacaklar
çünkü alışkanlıktan bunların yerini bilgisayar ve video
oyunları alacak.
Yaratıcılık diye bir kavram var. Verimli bir insanda olması
gereken en önemli özelliklerden biri. Bana göre çocuklukta teşvik
edilecek ve bu dönem tohumlarının atılabileceği birşey. Ancak
çağımızda aileler el birliği ile çocuklarını olabildiğince
yaratıcılıktan uzak yaşatmaya çalışıyorlar sanki (yoksa yine
tembellik mi söz konusu buradada?). Çocuklarımız bilgisayarı şu
yaşta yaratıcı amaçlı kullanamayacaklarına göre, bilgisayarı
TV gibi pasif bir aktivite aracı kapsamına sokuyorum. Bilgisayar
ve TV başındaki çocuklar bu süreç içinde hiçbir fiziksel
aktivitede bulunmuyor, beyinlerini, hayal güçlerini çalıştırmıyorlar.
Yalnızca verileni alıyorlar. Ve bu şekilde saatler geçiyor. Son
yıllarda Amerika'da yapılan araştırmalarda çocukların gitgide
şişmanlamalarının altındaki önemli nedenlerden biri olarak da
bu gösteriliyor. Çünkü tam anlamıyla vücut hareketinin sıfıra
indiği ve hatta kalp atışlarının uyuma düzeyine yaklaştığı
bir durum var ortada. Tabi bu esnada da sürekli ıvır zıvır
yeniliyor. Eskiden zaten hayatın bir parçası olan fiziksel
hareket gerektiren aktiviteler yani koşmak oynamak vs. artık düzenlenmiş
saatlerde "özel aktiviteler " olarak yapılıyor.
Tanrım çocukluğumda akşama kadar parkta oynadığım akşam kir
içinde oram buram çizilmiş bir vaziyette eve döndüğüm
zamanları hatırladım (yani artık çocuğunuz sabah giymiş olduğu
temiz kıyafetleri hiç kirletmiyor. Evet hoş bir yan bu.) Ağaçlarda
komandoculuk oynadığım, yazın gelmesiyle ağaçların arasına
kurduğumuz kamplardaki gizli yaşamı hatırladım. Ben Artun'u
bunlardan mahrum edemem. Ne kadar korkunç. Bu kabusu gören tek ben
miyim? Niye çocuklarımızın çocukluklarını hem de hür
irademizle çalıyoruz. Bunların zararlarını göremiyor mu anne
babalar. Ne gibi birşey bekliyorlar, iki yaşında bilgisayarı tıklayabilen
çocuklarının ilerde dahi olacaklarını mı düşünüyorlar?
Yanlış anlamayın bilgisayarı çocuklarımıza yasaklayalım
demiyorum. Herşeyin kararı olmalı. Ama bence "özel
aktiviteler" bunlar olmalı. Haftada bir iki saat bilgisayar başında
geçirmeleri benim kabul edebileceğim şeyler. Gerçi ben hala
Artun'u 5-6 yaşına kadar bilgisayar başına oturtmam için bir
neden bulmuş değilim.
Evet evet ben genç bir dinazorum !
Adres: trampet@annecocuk.com
|