| KREŞLER
Mİ? EV Mİ?
Çalışan annelerin en büyük sorunu budur aslında.
Acaba çocuğuma evde mi bakılsa? yoksa yuvada mı? Hadi diyelim ki
yuvada baktırmaya karar verdiniz. Şimdi de "acaba hangi yuva
yı seçelim?" kararsızlığı baş gösterir maalesef. Sonra
fiyatları da unutmamak lazım. Bazen yuva seçimi konusunda fiyat,
yön ve karar verme
sebebi olabilmekte. O
kadar çok çocuk evi var ki inanılır gibi değil. Tabii böyle
olduğu zamanda "acaba hangisinin hizmeti daha iyi" sıkıntısı
çıkıveriyor ortaya. Cumartesi
günü açık olan yuvadan tutun da, oyun saatine göre ayarlanmış,
müstakil bahçeli villa tipi olandan, her hafta Doktor Kontrollü
olanına kadar bir dolu seçenek sunuyorlar size. Bunlardan bir
tanesi mutlaka size uyacaktır. Bunun için pek endişeye gerek yok
gibi gözüküyor.
J J J J J J J J J J J J J J J J J J J J J J
Ama ben bir anne olarak, yuvanın ilk önce ehil ellerde
olmasını yeğlerim. Yetkili kişinin gözündeki pırıltıyı,
sevgiyi ve sabrı görebilmelisiniz. Akıllı ve bilinçli kadınlar
olarak göz boyayan incelikleri eleyip geri kalanın bizi tatmin
edip etmediğini tartmalıyız. Mümkünse sadece sahibinin
pedagojik ve benzeri dalda eğitim almış olması değil de, çocuklarla
birebir ilgilenen diğer çocuk yuvası elemanlarının da bu eğitimden
geçmiş olmasına dikkat etmeliyiz. Yerdeki halının bükle mi saçaklı
mı olduğunda ya da okul öncesi eğitimi, CD'leri Muldimedya'ları,
satranç ve drama eğitimlerini,
seramik boyamalarını vs. bir
kenara bırakıp en başta hijyenliğine bakalım. İlk kontrolü
mutfakta yapmak lazım. Bu arada çaktırmadan ahçıyı da
inceleyebiliriz. Hatta çaktırarak ta inceleyip her şeyi kontrol
etme konusundaki esnekliklerini kıyaslamalısınız. Sonra sıra
tuvaletlere gelmeli. Çünkü evdeki sizin gösterdiğiniz titizliği
ve ihtimamı çocuğunuzun ve öğretmen arkadaşların orada devam
ettirebilmesi mantiken pek mümkün değil.
Ama elbette bir konuyu da özellikle belirtmek isterim ki, bu
da mekanları asla evde
ki konforla ve hijyenlikle kıyaslamamanızdır. Çocuğunuzun gelişimi,
paylaşımı, sosyallik kazanması, bazı şeyleri kendi başına
becerebildiğini görüp özgüveninin daha sağlam temellere
oturtulması ve kolay zaman geçirmesi açısından yuvaların
birebir olduğu gerçeğini yadsımak haksızlık olur. Beni tek
tereddütte bırakan nokta; çocukların çok erken yaşta bu
yuvalara mecbur edilmesi. Tabii ki bazı anlar seçme şansımız
bile olmadan çocuk evlerinin yolunu tutmak zorunda olduğumuzu da
kavrıyorum. Ama biraz daha zorlamalıyız her şeyi.
Bakıyorsunuz 3 yaşında ya da 2 yaşında (hatta 2-3 aylıktan
giden çocuklar da var) kreşe
gidiyor, sonra 6 yaşında okula başlıyor devamında ortaokul,
lise, üniversite, ardından bir iş, (inşallah demek lazım çünkü
böyle giderse çocuklarımızın Türkiye de iş bulma şansı hiç
kalmayacak maalesef) ve
sonrasında yeni bir hayat... Zaman
böyle hiç duraksamadan, hiç bize dinlenme ya da bir oh molası
vermeden akıp gidiyor. Ben hiç olmazsa, daha muhallebi gibi
kokarlarken biraz şımartalım istiyorum onları. Bende çalışan
bir annenin kızı olduğum için 3 yaşından beri kreşe gittiğimi
ve bu anıları öyle çok zevkle de hatırlamadığımı söylemeliyim.
Özellikle o uyku saatlerinde yaşadığım ızdırap hala benim içimde
bir yerleri sızlatır ve evdeki Bediş annemize de ilk andan itibaren söylediğim
en önemli konuların başında da "sev, güleryüzlü ol, sabırlı
ol, zorla uyutma" geliyordu. Zaten bir çocuk uyumak isterse ya
da yorgunsa eğer,
ayakta bile tutsanız uyumasına mani olamazsınız. Belki merak
etmişinizdir, benim kızıma hala evde bakılıyor ve bu tamamen
benim kendi isteğimden kaynaklanıyor. Ve dediğim gibi yuvaları
asla reddetmiyorum ve belki de şartlarım çok zorlamadığı için
bu yolu seçtim. Hepimiz hissediyoruz ve arzuluyoruz ki herkes kendi
çocuğuna en azından
birkaç yıl evde kendi bakabilsin. Bu bana acı veriyor aslında.
Çünkü minik Doğa'mı bırakıp işe başladığımda
henüz 3,5 aylıktı. 4 aylıktan itibaren de emzirme lüksümüzü bırakmak
zorunda kaldık. Garip bir içgüdüyle evdeki bakım bana daha güvenli
geliyor. Belki de böyle yaparak kendimi akladığımı sanıyorum.
Ne dersiniz? Fakat okula başlamadan 1 sene evvel ana sınıfına
gitmesini ve o ortamı kavramasına yardımcı olacak şeyler yaşamasını
elbette istiyorum.
J
J J
J J
J J
J J
J J
J J
J J
JJ J
J J J J
J
Fakat dediğim gibi her şeyi düşünmüşler inanın.
Benim gibi evhamlı ve pimpirikli anneleri alt etmenin kolay bir
yolunu bile bulmuşlar. İnternet. Evet doğru duydunuz, internet
ten belli zaman aralıklarında yuvadaki sevgili yavrunuzu takip
edebiliyorsunuz. Ama ben bununda çok sağlıklı olmadığı
konusunda bir yazı okumuş idim. (ne kadar pimpirikliyim değil mi)
Devamlı kontrol altında olmak ve ebeveynleri tarafından
kameralarla takip edildiğini bilen çocuklar yeterince doğal olamıyorlarmış.
Hatta ilgi çekmek için gereksiz davranışlarda bulunabiliyorlarmış.
(Şimdiki
çocuklar o minicik kameraları ve interneti o kadar iyi tanıyorlar
ki, onlara çaktırmadan yapmak pek olası gözükmüyor.)
Şimdi size araştırdığım ve size fikir verebileceği
konusunda hemfikir olduğum bir iki yuva ismi ve numarası vereceğim.
Dediğim gibi o kadar çok ki, ben sadece benim süzgecimden geçirdiklerimi
yazıyorum sizlere. Size
faydası olursa en az sizin kadar mutlu olacağımı bilin lütfen.
İSTANBUL
Ø
Kırmızı Balık: www.kirmizibalik.com
216.4171636 (Bostancı)
212.2139588 (Mecidiyeköy)
216.4146292 (Fenerbahçe)
Ø
Happy Kids
216.3372443 (Feneryolu)
Ø
Özel Efdal Ana ve İlköğretim Okulu
216. 3605050
Ø
Filiz Çocuk Evi
212.2472371 (Şişli)
Ø
Altın Yunus
216.3672129 (Altıntepe)
Ø
Yeni Levent Çocuk Klübü
212.2782634 (Levent)
Ø
M.E.B. Maya Özel Anaokulları
: www.mayaegitim.com
216.3274034 (Koşuyolu)
216.3304138 (Kızıltoprak)
ANKARA
Ø
Yener Çocuk Evi
312.2232118 (Bahçelievler)
Ø
Fatoş Abla Koleji
312.4324343 (Kocatepe)
Ø
Aykan Çocuk Evi
312.4389124 (Çankaya)
Ø
İlk Yuvam
312.3430782 (Yenimahalle)
İZMİR
Ø
Güzin Abla
232.4622060 (Karşıyaka)
Ø
Özel Aylin Abla Anaokulu
232.2288850 (Konak)
Ø
Özel Duygu Anaokulu
232.3472405 (Bornova)
Ø
Özel Ender
232.2776401 (Balçova)
ANTALYA
Ø
Adile Teyze
242.3110680
Ø
Palyaço
242.3121141
Ø
Şirinler
242.3491766
Tahmin edeceğiniz gibi, bu adresleri size fikir
verebileceğini düşünerek araştırdım. Diğer detayları size
kalmış !
Size
huzurlu, çocuklarınıza mutlu yuva günleri diliyorum. Hepimiz
mutlu olalım. Mutlu olmak ya da onu ayaklandırmak biraz da bize
kalıyor. Mutluluk denen şey bir yerlerde sızmış bile
olsa, siz uyandırın onu. Saklandığı yerden, tutup
kolundan çıkarın. Takın kolunuza, arkadaşlarınız, dostlarınız
ve tabi ki sevdiklerinizle de tanıştırın.
Biraz ütopik gelebilir ama,değil inanınki. Çünkü siz
mutlu olursanız, çocuğunuz ve eşiniz mutlu olur, sizin mutluluğunuz,
ailenize, sevdiklerinize, dostlarınıza yansır. Ve bu zincirin
halkaları büyür, büyür ve hayal edemeyeceğimiz bir
uzunluğa ulaşır. Öyle
bir zincirdir ki bu,
hangi halkanın siz olduğunu anlayamazsınız.
Hoşçakalın |