|
|
BÜTÜN ANNELERE
Belki inanmayacaksınız ama ben özel günlerden hep korkarım.
Anneler günü, babalar günü, doğumgünleri beni endişeye düşürür
nedense. Aslında bu günlere çok önem veririm ancak, bu günlerde
bazı insanların yaralarını acıtmak, onların gözlerini buğulandırmak
benim en büyük endişemdir. Herhangi bir yerde anneler gününden
bahsederken bile, orda olanlardan birinin annesinin olmayışı,
onun duyacağı o acımasız sızı en az onun kadar beni de vurur
geçer. Çocuğunu kaybetmiş bir annenin yanında yada çocuğu
olamayan bir kadının yanında çocuklarımızın doğumgünlerinden
bahsetmek benim için işkence görmekten daha zordur. Başkalarını
üzmek, farkına varamadan bile olsa onların hassas oldukları
konularda konuşmak çocukluğumdan beri asla yapmadığım bir şeydir.
Hayatın en zor sınavı, insan olmaktan geçiyor. Keşke buna
herkes dikkat etse, yavrularımızı yetiştirirken böyle insani
konuları hiç atlamasak.
Mayıs ayı deyince hepimizin aklına anneler günü geliyor
elbet. Anneliği anlatmaya benim kelimelerim ve gücüm yetmez
elbette. Ama bir anne olarak, ne büyük ve olağanüstü bir duygu
ve eylem olduğunu bildiğim için, herkesin annesine, anne gibi emeği
geçenlere, anne gibi göğsünde uyutanlara, anne kokusunu
giderenlere, anne fedakârlığı gösterenlere, anne gibi bağrına
basanlara en derin, en inanılmaz, sonsuz ve coşkun sevgilerimle...
Biz sizleri bir günle değil, her günle anıyoruz... Bütün
annelerin, anne adaylarının, anne olmadan annelik yapanların, eşlerimizin
annelerinin, kızıma dört yıldan bu yana, benden daha güzel ve
fedakârca annelik yapan kızımın ikinci annesi Bedriye hanımın
anneler günü kutlu olsun. Sizinde kutlayacağınız birileri
mutlaka vardır. Ogün dokunamayacağınız, öpemeyeceğiniz, sarılamayacağınız
uzaklıktakiler için telefonu elinize alıp, çevirin numaraları.
Ya da bir buket çiçekle, güller açtırın yüreğinde, aynı şehirde
yaşadıklarınıza.
Şimdi de kendi anneme:.....
Annem Gülderen Eşrefoğlu'na;
Kızından Sana Mektup
Canım annem, seni sevdiğimi daha sık söylemeliyim sana. Daha çok
konuşmalı, daha çok dokunmalıyız birbirimize ve daha çok sarılmalı.
Senin soğuk ve uzak duruşuna aldırmadan, atılmalıyım beyaz
boynuna. Pudra kokulu , hafif sarkmış ve et benli gerdanını öpmeliyim
hiç izin almadan. Sık sık kokunu duyumsuyorum, senden aldığım
hafif iri burnumda. Ne kadar çok şeyim sana benzemiş. Heyecanım,
inadım, fedakârlığım hep senden taşınmış bana. "Seni
seviyorum" dediğini hiç hatırlamasam da, biliyorum ki beni
hepsinden daha çok seviyorsun. Yoksa bu kadar benzeyemezdim sana.
Ayrı şehirlerde ama aynı güneşin altında ısınırken, sıcak
kollarını özlüyorum. Farkına varmadan yeni bir sen yaratmışsın
aslında. "Aman tanrım aynı annesinin gençliği"
dediklerinde bütün duygularım, heyecanım kabarıp, önüne katıp,
savurarak götürüyor beni.
Biliyorum ve ümit ediyorumki, bir gün kızımda aynı şeyleri
hissedecek ve "benim annem gibisi yok" diyecek. Ama senle
benim tek farkım, ben ona her gün "seni seviyorum kızım"
diyeceğim. Sana kızmıyorum anne, sevdiğini gözlerindeki yorgun
bakışlarından rengini, ışıltısını, diriliğini zamanla
yitiren saçlarından anlıyorum. Öperken yanaklarıma usulcacık
dokundurduğun o belli belirsiz dudak temasında bile "seni
seviyorum kızım" gizli aslında. Keşke bir gün olsun söyleyebilsen,
"seni seviyorum tatlım" diyebilsen bana.
Hep hayal ettim. Bu hayalim yıllarca benimle yaşadı ve benimle
büyüdü. Sıradan bir anne olmayacağıma ta küçük bir kızken
karar verdiğimi hatırlıyorum, beynimin kıvrımlarına gizlenmiş
anılarımda. Modern, rahat, ulaşılabilir ve anlaşılabilir bir
anne olacaktım. Ama bildiğimiz, gördüğümüz anne kalıbının
dışında farklı bir anneydi benim düşlerini kurduğum. Kalıpları,
ölçüleri, kimyası ve fiziği diğer annelere benzemeyen bir
anne. Gerektiğinde koruyucu, gerektiğinde otoriter ama her daim
sevecen ve omzunda ağlanılabilir bir anneydi özlemim. Oysa yeni
fark ettim ki, benim tek arzum senin gibi bir anne olmakmış. Senin
gibi kokmak, senin gibi yumuşak ve sevecen olmak. Senin gibi sakin
ve sabırlı davranmak. Senin gibi, bütün kötülüklere karşı,
önümüzde kalkan olabilen bir anne olmak istiyorum.
Biliyorum, senin gibi sırf bayram sabahı, ablamla benim yeni kıyafetlerimizi
yetiştirmek adına, gece on ikiden sabah beşe kadar dikiş dikip,
sabah yavrumun gözlerindeki ışıltıyı göremem ama, bende
seviyorum kızımı. Senin beni sevdiğin gibi. Çocuğumun yaptığı
hatalar karşısında üzülüp, saçlarımı döküp kel kalmasam
da, bende seviyorum yavrumu. Tıpkı beni sevmekten vazgeçmediğin
gibi. Kızım için yaş günü hediyesi diye para verdiğinde aslında
benim parasız kaldığımı bilecek kadar bende seviyorum
prensesimi. Tıpkı seni sevdiğim gibi.
Seninleyken, senin dolaylarında gezinirken görmediğin kanatlar
takılır omzuma. Her kanat çırpışımda yeni baştan severim
seni. Bir gün uçup gittiğimizde de sevmeye devam edeceğim seni.
Belki bir yağmur damlasında, belki kıyıya vuran köpüklü bir
dalgada yada rüzgarın savurduğu bir çiçek yaprağında buluşacağız
seninle. Her buluşmamız bir şölen olacak. Işıltılar saçıp,
yeni baştan boyayacağız yaprakları, güneşi ve çiçeği.
Seninle başka şehirlerde, başka çatılarda yaşarken özlemin
içimi acıtıyor. Arabamla işe gelirken yanımdaki boş koltukta
senin oturduğunu, kocam ve kızımla mutfakta yemek yerken
salonumda senin dolaştığını, ben tv kanallarını değiştirirken
bana baktığını, banyodan çıktıktan sonra yere dökülen saçlarımı
özenle topladığını, başım yastıkta yatağımın içinde
huzursuzca kıpırdanırken hemen yanı başımda duran ve ben
uyuyunca gözlüklerimi çıkaranın sen olduğunu biliyorum anne.
Seni daha iyi anlamak için anne olmam gerekmiş anne, yeni anladım.
Senin, duyduğun ama o zamanlar benim önemsemediğim endişeler, şimdi
beni kıvrandırıyor. Geçmiş için dilediğim özürlerin hiç
biri beni rahatlatmaz ama yine de çocuktum ve gençtim, anla beni.
Endişeli bakışlarının süslediği beyaz yüzünle, telaşla kırpışan
göz kapaklarınla, birbirine dolanan kirpiklerinle ve terlemiş saçlarınla,
başın çerçevede beni beklerken belki de bebekliğimi düşünüp,
daha az kızıyordun bana. Karanlık cama yansıyan gölgende, benim
şişman yanaklarımı, pırtlak dudaklarımı, uykulu gözlerimi
hayal edip yeni baştan öpüyordun belki de beni. Geç kalmışlığımın
telaşında, iyice incelerek kurumuş dudaklarında, belki bana
yeni, hiç duymadığım bir ninniyi söylüyordun anne.
Seni sevmek, sonsuz bir vadi gibi duyumsadığım, gelincik
tarlasında koşarken, uçuşan kırmızı, şeffaf yaprakların aşkın
sessiz kanatları olduğuna inandığım, her gün yeni baştan yeni
tadlarla dilimde, yeni renklerle gözümde ve yeni coşkularla gönlümde
yaşattığım anlatılmaz bir aşksın anne.
Seni seviyorum anne. Sevdiğimi biliyorsun ama herkes duysun
istiyorum anne.
Ortanca Kızın Demet
|