|
|
Önce Bayram...
Çok yaşlı olmamama (hatta genç olmama!) rağmen eski bayramları
özlediğimi itiraf etmeliyim. Bayramlarda babam kardeşlerin en büyüğü
olduğu için herkes önce bize gelirdi. Evimiz inanılmaz derecede
kalabalık olurdu. Sırayla el öpülürdü. Aylardır görmediğim
akrabalarımı görür, kuzenler bir arada olmanın keyfini çıkarırdık.
Beraber yemek yerdik. Akşamüstüne doğru herkes yavaş yavaş dağılırdı.
Sevgili annem her bayram sabahına yeni bir elbise ile uyanabilmemiz
için gece boyunca dikiş dikerdi. Onun uykusuzluğunun bedeli,
ablamla benim sabahki sevinç çığlıklarımızla ödenirdi sanırım.
Singer dikiş makinamızla annem arasındaki o bitip tükenmek
bilmeyen yakınlık inanılır gibi değildi. Sonra aldığımız kağıt
100 liralıkları hiç katlamadan doğrudan anneme verirdik. Eskiden
paraların boyutumu daha büyüktü ya da ben mi küçüktüm
bilemiyorum ama elimde kocaman karne gibi duran o gıcır banknotların
hışırtısını hiç unutamam. En çok parayı sevgili rahmetli
dayım ve teyzemin kocası verirdi. Onların verdiği tek bir para bütün
bayram topladığım hasılata denk gelirdi. Her bayram sabahı hala
kendimi garip hissederim. Bunun niye olduğunu hala çözmüş değilim;
ama artık eskisi gibi değil hiçbir bayram sabahı. Şimdi bayram
deyince valizlerimizi toplayıp o kısacık zaman dilimlerine
tatiller sıkıştırmaya çalışıyoruz. 2-3 gün uğruna
saatlerce yol gitmenin mantıksızlığını kavrayamamama rağmen,
yinede hayretle yollara düştüğümü fark ediyorum. Artık vazgeçtim.
Karar verdim ve yapacağım. Her bayramı mümkün olduğunca(!)
akrabalarımla, ailemle geçireceğim, ta ki yaşlanana kadar. Sonra
yaşlandığımda, bayram sabahları kapımı çalan misafirlerim
olsun. Apartmanın çocukları gelsin, gelsin ki günler önce
bozdurduğum paraları, yine günler önce komodinimin unutulmuş
bir köşesinden çıkardığım mendillerin içine sarıp vereyim
onlara. Aynı, yıllar önce benim gözlerimdeki ışıltıyı orada
görüp yeniden çocuk olayım. Gümüş gondollarımı bonbon şekeri
ile kristal tabağımı da çikolata ile doldurayım. Aldığım şekerlerin
hepsi tükensin, tükensin ki yetiştiremeyim. Bayram, bayram gibi
olmalı, tatil de tatil gibi... Gerçi hepimiz yaşamın çarkına
takılıp dönüyoruz ve çoğu şeyi yapamıyoruz ama yine de eski
değerlere sahip çıkmalıyız diye düşünüyorum. Hani geçen
sene bir reklam filmi vardı. Hepimiz üzülmüştük. Aklımıza
kendi aile büyüklerimizi getirip, ne olur onları ziyarete
gidelim. Etrafımızda aile büyüğümüz olmayabilir, bu sizin için
kaçış yolu olmasın, apartmanımızda görüştüğümüz arkadaşlarımız
muhakkak vardır. Bunları göre göre çocuklarımızda öğrenecektir.
Biz yaşlanıp, hareketli yaşamdan biraz geri çekilince yapayalnız
kalacağız. O günlerde hiç olmazsa çocuklarımız gelsin
ziyaretimize. Bayram sabahı uyandığımızda "bugün gelen
olur mu acaba" kırıklığı olmasın yüreğimizde. Soframızı,
bayram sabahı evimizi dolduran çocuklarımız ve torunlarımızla
paylaşalım. Yorulalım; ayakkabılıktaki terlikler, yemeklerimiz,
tatlılarımız yetişmesin. İlk günün sonunda gümüş gondollarımız
boşalsın. Bir sonraki bayrama iki paket alma sözü verelim
kendimize. Bayramın sonunda, yorgun düşelim. "Bir bayramda böyle
geçti" diyelim eşimizin yaşlanmış ama mutlu yüzüne
bakarken. Bir hafta sonra bayramda çekilen fotoğraflarımıza
bakarken içimiz titresin. Sofrada çekilen bir fotoğrafı masanın
üzerindeki vazoya yaslayıp, girip çıktıkça bakalım. Her bakışımızda
yeniden torunlarımızın çığlıkları, çocuklarımızın tatlı
dokunuşları doldursun yüreğimizi.
4 yaşındaki sevgili kızım Doğa'ya, şimdilerde büyüklerinin
elini öpmesini öğretiyorum. (Dedelerin, babaanne, anneanne, büyük
teyzelerin, büyük halaların vs. vs. ) Geçen bayram babamın
verdiği bayram harçlığını büyük bir heyecanla, gözleri
sevinçle dolu olarak cebine yerleştirişini düşünüyorum. Sonra
aklıma ablamın kendinden 2 yaş büyük kızını yere yatırıp
onun cebinden aldığı parayı heyecanla öteki cebine sokuşturup,
hepimizi kahkahalara boğduğu anın tatlı karmaşası geliyor aklıma.
Karar verin, bir farklılık yapın; bayramlarda sizleri görmeye
alışık olmayan ailelerinizin yanına gidin. Sizin tatile gittiğinizi
düşünüp hazırlıklı olmayan annenizin, halanızın, teyzenizin
telaşına ortak olun. Zaten bu bayram o kadar soğuk ve yağışlı
ki, hiçbir yer zevk vermeyecektir size??!!
Ne ekersek onu biçeriz, bunu unutmayalım.
İyi bayramlar hepimize.
Sonra Yılbaşı...
Milenyum da kıyamet kopacak, bilgisayarlar çökecek, kıtlık
olacak "aa 2000 yılı da geldi" filan derken 2002'ye
girdik bile. Küçükken hiç gelmeyecek sandığım 2000 yılını
çoktan geride bıraktık bile. Lisede iken numaram 2013'tü ve o
zamanlar kendi aramızda konuşurken acaba o zaman neler icat
olacak, moda ne olacak diye, biz nasıl olacağız diye konuşurduk.
İşte o günler geldi ve geçiyor yavaş yavaş. Yaşamın hızına
inanamıyorum. Hafta başında hevesle hafta sonunu beklerken, aslında
hayatımızdan bir günün daha geçtiği gerçeğine arada bir üzülürüm
kendi kendime. Annemlerin "daha dün gibiydi" ile başlayan
cümlelerine çaktırmadan güldüğüm anları da hatırlıyorum
umutsuzca. Ama bütün bu yakınmaları bırakıp, yeni umutlarla başlamalıyız
yepyeni bir yıla. Bu yılda yapılacak o kadar çok şey var ki...
Yaşamamız gereken 52 hafta, 4 mevsim, 12 ay, 8760 saat ve
31.536.000 saniye var. Bu yılda yapacak o kadar çok şey var ki, işte
bazı ip uçları size:
- saç rengimizi değiştirip, kestireceğiz
- her ay bir kitap okuyacağız
- sonunu getiremediğimiz rejim listelerinden birini daha asacağız
buzdolabının üstüne
- okula/yuvaya/işe/yeni bir yaşama başlayacak çocuklarımız için
yeni heyecanlar duyacağız
- yeni bir bütçe yapıp, para biriktireceğiz
- spora/dansa/bisiklete/aerobiğe başlayacağız
- anne babamızın bilmem kaçıncı evlilik yıldönümleri için
kardeşlerimizle sürpriz bir yemek ayarlayacağız.
- belki yeni bir bebeğe merhaba diyeceğiz
- kendimize cafcaflı bir doğum günü düzenleyeceğiz
- yıllardır görmediğimiz okul arkadaşlarımızla bir görüşme
ayarlayacağız
- kızımızın ilk erkek arkadaşının, oğlumuzun ilk kız arkadaşının
heyecanına ortak olacağız
- yeni bir şehre ya da yeni bir ülkeye yapılacak seyahatin
organizasyonu ile boğuşacağız haftalarca
- alamasak ta mutlaka bir kez Raffi Portakal'ın bir açık artırımına
katılacağız
- yeni bir evin taksitlerine başlayacağız umutla
- daha çok gülüp, daha çok seveceğiz
- hafiften kırışan cildimiz için pahalı kremler deneyeceğiz
- aşık olacağız, ayrılacağız, evleneceğiz, gözyaşı dökeceğiz
- 5762 bölüm sürecek yeni bir brezilya dizisine başlayacağız
- geçen sene tamamlayamadığımız 2000 parçalık dev puzzle'ı
tamamlamak için yardımlar arayacağız
- burnumuza, kaşımıza, gıdımıza, göğsümüze estetik yaptıracağız
- degustasyona gideceğiz
- defalarca seyredip ağladığımız Türk filmleri için, ilk kez
seyrediyormuşcasına yeni baştan göz yaşı dökeceğiz vs. vs.
hadi sizde ekleyin yapabileceklerinizi....
Mutlu, Başarılı, Sağlıklı, Huzurlu ve özel bir yıl
olsun... Hepimiz için.
|