| "YÜREKTEN
HEDİYELER…"
Anneler gununde hem "kutlayanlar"dan hem de
"kutlanilanlar"dan olmaktan dolayi sansli bir insanim. Bu
yuzden ANNELER GUNU bana cifte Bayram gibi geliyor. Uzakliktan
dolayi, her ne kadar uc nesil bir arada bu guzel gunun doyumunu
cikartmak mumkun olmuyorsa da, yasadigimiz her gunun bayram gibi
kutlanmasi dusuncesindeyim. Bu yuzden de eski anilarin tatlarini
cikartirken yenilerine de buyuk bir istahla bakiyorum.
Bu gunlerde cocuklarim bir heyecanla bana "Anneler
Gunu" hediyesi verme olayini planliyorlar. Hediyeleri buyuk
gizlilik icinde ogretmenlerinin esliginde hayata gelir sekilde…
Okulda "comlek gunu" yapildigini ve bu konuda
birbirleriyle fisiltilarini duymamazliga getirmeye calisiyorum.
Yinede kulak kabartmaya bile gerek kalmaksizin bildigim sey;
ogretmenin her bir ogrencisine seramik saksi yapmasi (tabi saksi
sozcugu benim genellestirmem; 5-6 yaslarinda anaokul cocuklarinin
elinden cikma ilk eserlerin neye benzediklerini tahmin
edebilirsiniz) icin bu gunu duzenledigi... Zaten "comlek
gunu" sonunda eve geldiklerinde, giysilerindeki camur izleri
yeterince anlatiyordu… Bu saksilar seramik firinina gitti,
gelecekler ve kucuk ellerin buyuk heyecanlariyla biz annelere
armagan olacaklar.
Cocuklarimin bu coskulari beni yillar evvelinin baska bir
cocuguna goturuverdi. Golcuk’de bir Ilkokulda, ikinci sinifta
kendi yasadigim Anneler gunu hazirligina… O gunlerde okul
onlerinde gezgin el arabalarinda niyetli lokum, ici bos gibi satilan
seyler arasinda benim en gozde secenegim; torbalara doldurulmus
sekerli leblebi tozu ve icinde bu torbayi daha da cekici yapan kucuk
kirmizi plastik kasikti. Sanirim o ogretim yili boyunca bu
kasiklardan buyuk bir koleksiyonum olduydu. Annemin zaman zaman
verdigi harcligin buyuk bir kismina kiyip aldigim bu torba halen
elimi uzatsam dokunabilecegim canlilikta.
Anneler gunu icin bir kac ay evvelinden bana verilen harcliklari
biriktirmek icin kendimi kontrol cabami da tahmin edersiniz. Onunden
gecip okula girmek mumkun olsada, okulda gun boyu hayaliyle, donuste
dayanamayip parayi feda ettigim cok olmasina ragmen, epeyce bir para
biriktirmeyi becerdiydim. Yine okulun karsi sokagindaki
zuccaciyecinin vitrininde aylardir seyrettigim "koku"yu
-parami leblebi tozuna kaptirma korkusuna acele satin aldim. Annemi
ne kadar sevindirecek bir hediye olusunun dusuncesiyle onlugumun
cebime attigimda da cok gururluydum.
Sirrimi saklamanin tadiyla sabirsizlik arasinda bogusarak sabahi
ettikten sonra, "Anneler Gunu"nden en asagi bir hafta
oncesinden armaganimi anneme uzattigimda, soylemek istediklerim
duygu denizinde bogulup kaliverdiler.
Annemin bakislarindaki gururun degerlendirmesini de ancak kendim
anne olduktan sonra yapabiliyorum. O gun, butun gun, bu agir kokudan
dolayi migreni tutsada, yillarca aynali dolabinda sakladi bu siseyi.
Ben dunya leblebi tozuna mal olan bu kokuyu kiyamadigini icin
kullanmadigini sanarken, O gercek sebebinden asla soz etmediydi.
Armaganlariniz gercek degerden yana agir olsun. Armaganlardan da
ote sevgili annelerinizle, anne gibi sevdiklerinizle birlikte guzel
anilar yaratmaya bakin. Bunu onlarla paylasmayi unutmayin. En guzel
kartlar yerine kendi elinizle kendi kalbinizden yazilmis sozlerle
yazilmis mektuplar verin. Alacaginiz hediyeden cok sevginizi
soylemekde comert olun. Ebedi olanlari bunlar. Kokular ucar,
sekerler yenir biter, esarplar toz bezlikten bile cikar ama sevgiyle
paylasilmis anilar her zaman ayni renkleri ve heyecanlariyla
saklanabilirler. Yillar otesinden bir yurek cagirisiyla en yalniz
zamanlarda gelip sicacik kucaklarlar…
Bu gun sadece kendi annelerimize ait olmamali. Bize isik tutan,
sevgi ve saygiyla, anlayisla yasamimiza dokunan, buyumemize katkisi
olmus ve olan tum sevgili ablalarimiz, anneannelerimiz,
teyzelerimiz, komsularimiz, akrabalarimiz, ogretmenlerimizi
hatirlamaliyiz. Yillar sonra bir telefonla olsa "Sen bana
annelik yaptin, unutmadim, unutamam." demekle de olsa bu
sevgili anneleri hatirlayalim.
Kendi anneligime en buyuk mana tasiyan "Anneler gunu"ne
baktigimda cocuksuz yillarima gidiyorum. Calgary Turk-Kanada Kultur
dernegi olarak kiraladigimiz bir salonun bodrum katinda bir avuc
Turk cocuguna Turkce ogretmeye cabaladigim bir gune ... Timucin’in
Tim oldugu, Can’in John, Betul’un Betty… Doguslarinda
kendilerine verilmis Turkce isimlerini dahi yazamayan bu 7-10 yas
gurubu cocuklarla emege daldigim bir anda, kapida 10 yasinda bir kiz
cocugu ve babasini, ellerinde anneler gunu karti ve cicekle
gorusume… Kanserle son kahraman savasini verdigi o siralarda,
yalniz basina yetistirdigi piril piril kizini elinden tutup beni
yoklamaya gelen bu sevgili arkadasimiz beni nerede bulacagini
biliyordu. Anneler gunu olusundan dolayi hediyelerini almis gercek
anneler yukari kattaki salonda sohpet ve ikramdayken, beni nerede
bulacagini… Ali’yi kaybedeli yillar oldu. Fakat zayif bedeniyle
kucaklarken, kulagima fisildadigi "Yenge, sen bana da kizima da
annesin" cumlesi ebediyen benimle.
Aldiginiz ve vereceginiz armaganlariniz yurekten olsun. Hepimize
evlatlarinizla mutlu, saglikli nice "Anneler Gunu"
dileklerimle,
Handan Baykan |