| YALNIZ DEGILSIN
Ekmek gibi, su gibi, toprak gibi, hava gibi mubarek!..
Ve ustelik de bedava!…
Bir sirt sivazlamasi, bir el tutus, bes - on dakika ayirmak,
durmak dinlemek, bir omuz veris topu topu… Bazen sozler bile
gerekmezken, sadece yaninda var olus ve yurekten kulak vermeyle
soylenebileceklerin en etkini… Bazen ayni deneyimlerle birlesmede
kenetlenmenin en saglami… "Yalniz degilsin!…" deyiste
ki kuvveti bilmeyen var mi?
Bir kisir kliniginde bilinmezlerle kivranan kadina hormon
ignelerinden, testlerden cok gerekli…
Dogum sancilarindan urken bir anne adayina, gelisim caginda bir
genceuzanabilmek… Hasta bebeginin basinda bekleyen anneye
aglayacak omuz uzatmak ne kiymetli … Kayiplardan acilara,
caresizliklerden kaygilara, sabirsizliktan inancsizliklara,
umutsuzluktan hayal kirikliklarina… Karanlik kuyulardan cikabilmek
icin atilan bir halat, bir yilanin kallesce damarlarimiza
dolduruverdigi zehirin serumu, bazen yasama tutunmanin iksiri…
Sadece; "Yalniz degilsin" cumlesinin sirrinda sakli.
Hic tanimadik birinden, hic umulmadik bir anda, en cok ihtiyacin
oldugunda gelmesiyle hizir gibi yetisebilir kuvvette.
Ne zaman ihtiyac yok ki!… Anne cocuk guruplarinin ozundeki
cekici esans da bu sanirim. Endise ve kaygilarimizla, arzu ve
emellerimizle, etki ve tepkilerimizle yalniz olmadigimizi bilmek.
Yakasindaki kusmus izinin nisanin tanisikliginda tum yabanciligi
silebilmek… Aile, akraba, dost cemberlerimizdeki duydugumuz rahat
ve emniyetten farkli bir duygu bu… Dunyaya olan baglantimiz, diger
insanlarla ozde birlesisimiz, ayniliklarimizi kutlamak icin ekmek
gibi, su gibi, hava gibi… Dogamizin ihtiyaci.
Kucuk oglumun sunneti icin gittigim hastahanenin bekleme
salonunda hamile bir genc anne oturuyor yanimda… Birden bire
sessiz bir hickiriga boguluyor yuzu, avuclarinin icinde. Sarsilan
omuzlarina hafifce dokunup "haklisin…" diyorum
yavasca… "Bekleme odalarinda bebeklerimizi beklemek… kolay
degil".
Hickiriklarin arasindan "biliyorum sacmaliyorum, alt tarafi
bir sunnet… hamileligimden olsa gerek…" gibi cumleler
mirildaniyor. "Aldirma, aglamak ihtiyacindaysan agla…
Biliyorum, yasadim bu duygulari" diyorum kendi yuzumdeki yasi
silerken... 15 Dakika sonra kizaran gozlerini ilk defa yuzume dogru
kaldiriyor. Yalnizligini tum yabanciligima ragmen dagitabilmenin
huzurunda bulusuyoruz… Hamilelik yasamis hangi kadin unutabilir
sarhos duygularin dolu dizgin yurekler doldurusunu, goz yaslarina
donusmeye hazir tetikte bekleyisini…
Carsinin ortasinda 2 yasinin tum "BEN" edepsizligi
sergileyen oglumla perisanken bir el degiyor omuzuma… Tanidik
biridir dusuncesiyle baktigim yuzu yabanci… Gulumseyerek "Biz
de gectik bu yillardan, endiselenme…" diyor. Tepinmesine
devam eden cocuguma kisalan toleransim bir kavak gibi boy atiyor.
Berbat 2’ler denen cagda oglumun da yalniz olmadiginin
rahatligiyla ugrasima devamdayim. Bir yabancinin omzuma degen eli,
iki kucuk kelimesiyle kopmaya hazir iplerim bir anda kuvvet
kazaniyor.
Yalnizligi bir cok olcude yasamis bir insan oldugumdan belki…
Gurbetin yalnizligi, cocuksuzlugun yalnizligi, bir Turkce sarkinin
getirdigi duygularin bile yalnizligi… Kurak topragin yuzune degen
her bir damla su misali yalnizligi dagitan her uyariyi yakaliyorum,
kutluyorum, sindirip dagitmaya.. paylasmaya calisiyorum.
Alt tarafi bir dunya yasadigimiz… ayni dunya… Hangi ucundan
bakarsak bakalim ayagimiz toprakta basimiz gokyuzune dogru…
Aglamakta, gulmekte beceriliyiz hepimiz. Insanlik dogasinda yatiyor
gereksinimlerimiz; toprak gibi, su gibi, hava gibi, ekmek gibi
mubarek hepimize yalniz olmadigimizi bilmek.
"Bilemezsin!.. Kimse bilemez!.." diyor.
"Anlat, ben dinlerim. Endiselenme!… Belki biliyorumdur,
bilmesem de ogrenmeye calisirim… Bir duvar gibi de sirrini
saklarim" diyorum.
Once supheli bakiyor yuzume… Kelimeler cekingen ve tutuk
cikiyor agzindan… Dinledigimi gordukce anlatiyor… O anlattikca
ben goruyorum… Duygunun, dusuncenin gozuyle… deneyimler icinde
gezerek yolculuktayim. Noktaladiginda gulumsuyorum; "Sanma ki
yalnizsin" diyerek… Yalniz olmayisini paylasimiyla kesfedise
saskin bakiyor yuzume… Az da olsa hafifliyor yureginin yuku, bir
yerlerde isiklar yaniyor ruhunun dehlizlerine.
Oysaki acilarimiza sarilirken yalnizligi secersek, farketmeden
kendi karanligimiza nasil da saplanip kaliverebiliyoruz. Derine daha
derine… bataklik yerine gidebiliyoruz.
"Hep benim basima geliyor!.." diye hircin bir sikayette
bir baskasi. Nicinlerini sorgulamaya saplanmis, yalniz olmadigini
goremiyor bile. Kendi bencilliklerimizi yirtmak cok zor, kimse
giremiyor iceriye.
‘Herkesin var, benim yok" diyor, olmayanlarini sayip
olanlarina gozunu yumarak. Oysaki hepimizin varligi cok… Bakmayi
bilene…
"Oyle dusunme, sukur elindekilere…" diyorum.
Yine inatla sariliyor karanlik dusuncelerine. Sanki onlardan
huzur bulurmuscasina terketmemek icin inatla…
Ne desem bos… Artilarin, eksilerin kiyaslamasinda bulusmamaya
kararla surduruyorum konusmami… Olumlu dusuncede toplayacagi
enerjiye goturmek icin gayretle…
"Nicin nefesini tuketiyorsun, bosver gormuyormusun ben
umutsuzum" diyor… "Ne kazanacaksin ki!.."
"Beklentim senin varacagin umutda, bu umudu baskalariyla
paylasmanda" diyorum ama nafile…
"Cikar goster su umudu!.. Somut bir sey mi, yenir, yutulur
mu?.." diyor.
Ekmek gibi, su gibi, toprak gibi elle tutulur bir seyler
bekliyor. Sabirsizligi her an cekip gitmeye hazir, dinlemiyor bile
kulagi.
Yalniz olmadigimizi bilmemiz cok kolay aslinda… Is ki kendimiz
yalnizligimizi yikip gecelim. Kabuklarimizdan cikip dunyaya yakin
gozle bakalim.
Kaldirimin uzerinde omuzlari dusuk oturan kucuk kiz derdin nedir?
Yalniz degilsin inan… Ben de kiz cocuktum… Ben de buyume
sancilarinda yalniz hisediyordum kendimi… Gel bulusalim seninle,
sen anlat ben dinleyeyim. Yarin gazetelerde aci haberlerde
bulmayayim seni, incir cekirdegini doldurmaz seylerden…
"Yalniz degilsin" diyorum telefonun ucunda yakaladigim
bir anne yuregine… "Biliyorum annelik boyle baslamamaliydi!..
Sen de kizini pembe tulumlar icinde getirmeli, lohusa surubu
dagitilirken ziyaretcilerine gosterebilmeliydin… Ama anneligin ucu
bucagi, plani yok. Bazen kendi yavrunda sInIyor ruhunu … Umutlu
olmalisin" diyorum… Caresizligin gozyaslarini da
kucumsemeyecek bir anlayista baglantimiz… Telefon kapandiginda
baglantimiz yurekten yurege atilan kopru ustunde duruyormusum gibi
belirgin icimde.
Yalniz kalmasin kimse diye dua ediyoruz cocuklarimla her gece…
Caresizligin pencesinde, yalnizlik karanliginda kalmasin hic bir
insan diye AMIN’lerimizi yapiyoruz birlikte. Tum AMIN’ler
hepinize.
Sevgiyle,
|