| VEREBİLMEK DİLEĞİYLE
Verebilmek yeteneğinin cebimizdeki kuruşla ayarlanmamış olduğu
bir yıl diliyorum HEPiMiZE!.. Yürekten, beklentisiz, sevgiyle
verebileceklerimizin bol olduğu…
Yıllardır NOEL'in büyük önem taşıdığı bir kültürde yaşadığımız
için her Aralık ayında Noel'i kenarından kıyısından yaşarken
çocuklarımızın varlığıyla artık oldukça ortalarında bir
yerlerdeyiz. Okulda, babalarının iş yerinde, komşularımız ve
dostlarımızla… Kırmızı, yeşil, beyaz renkleriyle Noel
heyecanı bizim evimizden de geçer oldu. Yirmi sene önce Noel
sonrası ucuzluktan aldığım plastik ağacım yine kutusundan çıkıp
evimin baş köşesinde aldı yerini.
Ailelerin kendi geleneklerine sahip olmaları çocukluktan beri içimi
ısıtan bir duygu olduğundan çocuklarımıza da Noel'i ailesel
bir gelenek haline çevirmeye çalışıyoruz. Her sene 25 Aralıkta
gelen Noel artık dini bir olay olmanın dışında küresel bir
kutlama haline dönüştü. Ben Noel'e bizim bayramlarımız gibi
aile birliği tadını yaşayabilmek için bir olanak, yılın en
karanlık en uç kısmına getirilen bir ışık diye bakıyorum. Soğuk
gecenin sonunda doğmak üzere olan güneşin kızartısının sıcaklığının
heyecanıyla yaşanan… İnsanları sevmek ve sevindirmek, olanlarımıza
şükür edip olmayanla paylaşmayı hatırlatıcı bir bahane…
Ve en onemlisi kendinden ve kendiliğinden "VERMEK" kavramını
çocuklarıma yerleştirmek doğrultusunda kullanılacak bir fırsat.
Fakat bu da dendiği kadar kolay bir uğraşı olmuyor.
Noel'in ticari yüzü çok alımlı malum. Zaten bir Koka Kola
reklamıyla başlamış herşey. Gittikçe büyüyerek... Çarşılar
hınca hınç insan dolu bu günlerde. Vitrinler birbirinden cazip
cisimlerle süslü… Herkes almak telaşında. Vermeyi gölgede bırakmak
istercesine parfümler, oyuncaklar, giysiler, mücevheratlar
raflardan indirilip kasaların önünde kuyruk olmuş insanların
elinde kapış kapış alınmakta. İnsanların ellerinde
listeler… Listelerde aile bireylerinden akrabalara, dostlara varan
onlarca isimler… Listedeki her bir değer yazıdan cisime dönüştürüldüğünde
atılan onay çizgisi ile yorgun ayakların taşıdığı gergin
omuzlar rahatlarcasına… Paralar buyuk bir hızla kasiyerlerin çekmecelerine
doluyor.
Yinede son anda unutulduğu anlaşılıp eklenen isimlerle sonsuza
kadar gidebiliyor bu listeler. Cisimler büyük bir hızla yeşil, kırmızı
ve beyaz renkli Noel desenli, birbirinden alımlı kağıtlara sarılıyor.
Noel şarkılarıyla dolu günlerin eşiğinde, ailecek yenen
geleneksel hindi yemeğinin sonunda, süslü cam ağacı altında
paketlerin yeşilli-allı-beyazlı süslü kagıtları heyecanla yırtılıyor.
Ve Noel'in ertesinde çirkin yığınlar halinde çöpcü kamyonların
alışına terkediliyor. Herşeyleri olan insanlara alınan bir dolu
luzumsuz cisimler gelecek Noel'e sevilmeyen bir büyük teyzeye
verilmek üzere dolap diplerine bir yerlere itiliyor.
Yanlış anlaşılşın istemiyorum. Almanın heyecanını da
bilenlerdenim. Kapalı bir kutunun içinden ne çıkacağını
bilememenin duygusuna ben de tutkunum. Ama bana verilen hediyenin yürekten
olması; düşünce taşıması, içimi ısıtması için maddi
boyutlarının büyük olmasını gerektirmiyor. Paketin yaldızlı
kağıtlardan değil dönüşümlü maddelerden ve küçük ellerden
çıkanları cazip geliyor. Kapalı çarşılarda bir fincan
kahveyle bir banka oturup, Noel şarkılarının eşliğinde ve Noel
süslerinin içerisinde telaşla koşturan insanları ve de özellikle
Santa Claus'un dizinde resim çektirmek için kuyruklanmış küçük
çocukları seyretmek en büyük zevklerimden. Dükkanlardan dükkanlara
koşturmanın hızında bile, bir köşede elindeki zili çalarak
yardım kurumlarına para çağrısında bulunan güler yüzlü gönüllünün
önünde durup bozuk paralarını kumbaraya boşaltanları görmek
ise her zaman umutlandırıyor yüreğimi. Listede olmayanları da
hatırlayabilecek vericileri tahmin etmek en sevdiğim oyunlardan.
Her yıl ailesiyle Noel telaşına kapılmadan önce bizi hatırlayan
bir sevgili komşum ugradı dün. Wilma ikinci dünya savaşı
gelinlerinden… Zengin gönlünde yerimiz olduğunu bilmenin
sevinciyle açtım kapımı. Elinde çocuklarım için pişirdiği
taze kurabiyeler, yüzünde sıcacık gülümsemesiyle girdi
evimize. Birer küçük hediye verdi çocuklarıma. Sevildiklerini,
düşünüldüklerini bildirmeye yetecek kadar… Başbaşa kahve içtik
sohbet ettik yaşlı dostumla. Fincanı kaldıran parmaklarındaki
yara bantlarını görünce sordum nedenini. Utangaç bir gülümsemeyle
ve önemsememeyle anlattı. Wilma yaşlı ve kimsesizlere sesizce
yardım eden yüreklilerden. Emekli çiftci bir aile oluşlarıyla
cebinden verebilecekleri kısıtlı ama bu asla vermesini durduramıyor.
Tekerlekli iskemledekilere dizlerine örtmeleri için battaniyeler,
evde pişirilmiş yemeklerle aş evine ziyaretler, haftada bir eşiyle
birlikte Gıda Bankası'nda biriken bağışları organize edip dağıtmak
gibi onlarca gönüllü hizmet veriyor. Noel'e tığdan örme
terlik-patiklerinin yırtıklarını kapatmak için gazete kağıdı
kullanan bir yaşlı ve fakir kadına vermek için acele ördüğü
patiklerden yaralanmış elleri. Kucakladım sevgili dostumu
"sen bir meleksin!" diyerek... Varlığından tüm dünya
adına şükranla… Geçenlerde kızımla gittiğim bir kermeste,
bir başka yaşlı bayanın el emeğiyle yapıp sattığı bir meleği
hediye ettik bu meleğimize… Çocuklarımın dekore ettikleri sade
bir kağıda sarılı şekilde. Yaralı ellerini öptürdüm çocuklarıma…
Ben de hazırım artık Noel'e ve Yeni yıla… Köşe bucak
ellerimle temizlediğim evimiz kurabiye kokularıyla dolu… Işıklanlandırdığımız
cam ağacımızın üzerinde yıllar boyu benim olmayan çocuklarımdan
verilen el yapması dekorlar, şöminemizin üzerinde çocuklarımızın
okulda yaptıkları el işleri çelenkler… Ağacımızın altında
her bir çocuğumun adını taşıyan paketlerde kitaplar…
Merdiven parmaklıklarında yine her bir çocuğumun adını taşıyan
el dikmesi Noel çorapları asılı. İçlerine dolduracağım şekerlerin
tadı kadar aile geleneklerimizin tadı da kalsın istiyorum
damaklarinda… Hic bir şeyi olmayan çocuklara gitmeye hazır
hediye torbamızı her zaman aynı heyecanla taşısınlar yardım
kurumlarına… Kumbaralarından aş evlerinde aç doyurmak için
vermeye ayırdıkları paralar "gider" hanesine değil
"veri" hanesine yazılsin gönüllerinde… Sevgili Wilma
gibi dostlar tanısınlar… yüreğinde maden taşıyan… Kendi
evlatlarının minicik ellerinde yaptıklari süsleri salonlarının
ortasında en zengin eşya diye göğüslerini gererek paylaşsınlar.
"Anneciğim, babacığım en güzel hediye gönülden verilenmiş!
Sevgimi veriyorum sana!" diyerek kucaklasınlar, öpsünler
bizi. Var olsunlar, sağlıkla nefes alsınlar!… Karınlari kadar
ruhları da doygun olsun! Baskalarını doyurmaya da cömert ve
istekli olsunlar.
HEPİMİZE gönül cömertliği, sıhhat zenginliği ve büyük şeylerin
gölgesinde küçükleri kaçırmadan tadabilecek yıllar
umuduyla… DÜNYAMIZA barış ve birliktelik dileklerimle… YENİ
YILINIZ KUTLU olsun!
Sevgilerimle,
|