| KÜREĞE GAYRET YÜREĞE KUVVET
Bazen tüm çabalarımıza rağmen akıntılar galip gelsede, küreklere
gayret vermek veliliğimizin esası. Küreğimizin kuvveti çocuklarımızı
ufuklara açılmayı sağlayacak diye gayreti esirgemeksizin
sulardayız. Ayak bileklerimize kadar su içinde kalsakta… kollarımızda
derman kalmasa da… kayığı terketmek asla planda olmayacakcasına
bir çabayla.
Tam sebze çorbasını içmesini becermişken geri çıkartması,
tam uykuya daldırmışken sıçrayarak uyanmasına rağmen… Yeni
baştan karaya oturmama çabaları… Sabır, gayret ve enerjimiz
kendimizi bile saşırtacak seviyelere ulaşabilircesine… Tam bir
akıntıya karşı kürek çekmeyi öğrenmişken başkasına kapılmaya
rağmen… Tam birinden çıkmışken bir başka fırtınaya
tutulsakta… Küreğe gayret, yüreğe kuvvet yolumuzdayız.
Bedenler yorulmaz değil… Ne kadar uykusuzluğa alışsakta
yenilgi kaçınılmaz. Çocuklarımın bebekliklerinde zincirleme
uyanışlarıyla, birinin ardından bir diğerini beslemek, değiştirmek,
uyutmakla; birbirine ekli günleri - geceleri ardımda bırakalı çok
oldu. Yinede kendimi tren istasyonuna benzettiğim gecelerim çok.
Susayıp uyanan, gökgürültüsüne uyanan, ruyasından irkilip
uyanan… sözleşmişcesine gözlerini oğuşturarak başucumda
beliriverebiliyor gecenin ıssızlığında. "Anne ! diyerek başladıkları
cümleleri anlamaya çalışan uyku sersemi beynime rağmen, çoktan
ayağa fırlayan bedenim !
"Yapıyorum !" derken yapıveren çocuğumun altına
yetişen ellerim, kusmanın ilk sesinde ağızlarına tas olur şekilde
fırlamaya hazır. Nasıl bir şartlanma bu bilmem ama, ateş yangına
dönüşmeden haber veren duman sezici alarm gibi. İşler çığrından
çıkmadan önlem almaya eğilimli. Ne muazzam bir refleks ki bu; açlığımızdan,
susuzluğumuzdan bile baskın çıkabilecek şekilde güdümlü.
Yorgunluğa teslim olmaya hazırken çocuklarımdan birinin
sesini duyuşta; "Sevgisi olmasa enerjisi bulunmaz!" diyor
anacığımın sesi kulaklarımda... Sızlasada ayaklarım kalkıp
erişme çabasındalar. Daha da ötesi çocuğumun seslenebilişi
bile benim için apayrı bir şükran !
Otistik kızından bir kez "Seni seviyorum anneciğim!"
diye duyamamışlığına rağmen bıkmadan usanmadan "Seni
seviyorum kızım!" diyen bir sevgili dost geliyor aklıma. Her
gelişinde gülümsüyorum kendi kendime… Tümceler ne
seslendirilmek ne de harflere bürünmek zorunda. O küreğine
gayret, yüreğine kuvvet; kızına ulaşmak için fırtınalı
sulara papuç bırakmayacak bir kadın. Bunu bilmek gülümsetiyor
beni… Dostumun kuvvetine, sevgisine, inancına… bana ulaştırdığı
özel dünyasının renklerine hayranlıkla gülümsüyorum kendi
kendime. Benim yorgunluklarım bir damla suyla kanan susuzluklar
gibi onunkinin yanında… Kayda bile değmeyecek türden.
Kızı için bazen isyan edişini; ağlayışlarını anlatıyor.
Çaresizliğe kendini kaptırışlarında sığınacağı tek dal
yine kızının oluşundaki gururunu… Çocukluğunu
"Normal"ler içinde yaşamadığını düşündüğü kızının,
böyle anlarda annelik olgunluğunu gösterişlerini… Küreklerini
çekmeye yüreği yoruldukça kızının küreğe geçişlerini…
Hassaslığını ve sezgisini anlatıyor. İçimde bayram, düğün
ediyor duygular. Bu kayıktan yana endişem yok.
Her zaman hayat konforlu bir yat değil. Kayığının küreği
olan yüreklerle yolculuk edenlere hayranım ben. Aşması gereken
dalgalardan ürkmeden aştıklarının tadını çıkartanlara…
Ufukta dolu olsunlar istiyorum. Hepimiz görelim; hazlarını paylaşalım
istiyorum.
Engelli bir çocuğun annesi engellerinden çok mucizelerinin
hayatını şekillendirdiğini anlatıyor satırlarında. Bardağındaki
boşluklardan değil söz edişleri… içindeki her bir damladan
hazımlı, sevinçli. Çocuğunun Ona getirdiği yepyeni manaları
aktarmaya çalışıyor… Bildiğini sandığı kavramların yeni
baştan tanımlanışını anlatıyor. Rüzgarda hızını kapmış
bir uçurtma güzelliğinde uçuşurken birden başka uçurtmaların
çok daha yüksekten uçuşlarıyla ve kibirlilikleriyle ürküyor.
Uçurtma duralıyor, ani bir taklayla inişe geçiyor. Tekrar
cesaretini toplayıp havalanana kadar bir köşede saklanmak üzere...
Rüzgarını kesislerine hayıflanıyorum. Bu özel renkli güzel uçurtmanın
uçuşlarını gözlemlememi kaçırışıma üzülüyorum. Oysa uçurtma
kimseden bir şey istemiyor. Sadece kendi hızıyla uçma coşkusunu
paylaşmasına saygılı bir uçurtma!... Kendi sularında mesafe
kaydetmenin coşkusunu paylaşacak bir kayık olmak… Bir tablonun
kendine düşen rengini, fırça darbesini tamamlamak...
Belki bundandır bazen nefesimi kesişim. Uçan bir kelebek kadar
bir küçük çocuğun kahkalarına… Gölge vermeden izlemek
isteyişim… Belki bundandır bir anne çocuk oturmuş konuşuyorlarken
kendimi göstermeden uzaklaşışım. Bazen amacımız renk katmak
isede, şahaser bir tabloya fazladan bir fırça darbesi gibi inişlerimize
hayıflanışım bundandır belkide. İzlemekten keyifle, hızlarını
durdurmaktan ürkerek izleyişim.
Yeni yiıda ve daima... hepimizin küreğine gayret, yureğine
kuvvet dileklerimle; engin sularda buluşmak umuduyla…
Handan Baykan
|