| KİMİN ÇÖPÜNÜ KİM SÜPÜRMELİ
Temizlik yaparken geldi aklıma. Temizliğin verdiği sevinçle...
Buraya geldiğim ilk yıllarda dikkatimi çeken manzaralardan biri.
Bize arabayla bir buçuk saatlik uzaklıkta, dünyaca tanınmış
Banff Milli Park'ına gitmek için, Kanada'yı boydan boya geçen
anayola çıkışımızda, eşimle ilk kez yola çıkmışken gördüğüm,
yol kenarı boyunca küme küme insanlar… Milli Park'ın güzelliklerini
gölgede bırakan bir şekilde resimleri kafamda kazılı… Daha da
ötesi ifade ettikleri davranış kopyelenmeye görür görmez
hevesleniverdi...
Ellerinde birer büyük çöp torbası ve rüzgardan uçuşan çöpleri
yakalamak için ucu igneli değnekler, sırtlarında trafiği uyarıcı
türde fosforlu işaretler çöp topluyorlardı. Her bir yaştan
insanın mevcut olduğu bu kümeleri eşime sorduğumda alıştığı
bir manzaranın omuz silkmesiyle; "Onlar sadece halktan
insanlar. Gönüllü olarak senede bir kaç kez çöp toplamaya çıkıyorlar"
dedi.
Ve ne şevkle çalışıyorlardı... Doldurulup bağlanmıs yüzlerce
torba düzenle girdikleri sırada kamyonlarla toplanmaya hazır
bekleşiyorlardı.
Kendi çöpümü kardeşlerime etiketleyen ve anneme, anneanneme
toplatarak yetişkinliğe erişmiş biri olarak manzara doğrusu çok
hayrete düşürmüştü beni.
'Üzüm üzüme baka baka kararır…' derler ya. Belki de temizlik
düşüncem bu kararmayla olgunlaşıp aklandı. Yürüyüşe yada
alışverişe çıktığımda yolda bulduğum bir karton kutuyu çöp
kutusu bulana kadar elimde yada cebimde taşımayı alışkanlık
halinde düşünmeksizin yapabiliyorum. Kırık bir şişeyi, boş
bir teneke kutuyu gördüğümde üzerinden geçip gitmemeyi adet
edindim. Çocuklardan elim kolum doluysa eve getirme pahasına
sahiplendim çöpleri. Park etmiş arabaların altında hayin
insanların sırf eğlence amaçlı yerleştirdikleri şişelere de
gözüm açık. Yerlere yatıp arabanın altından çıkartana kadar
vazgeçmeyişime alışık çocuklarım. Bu yüzden ellerine tutuşturduğum
şeker, sakız kağıtlarını ceplerine dolduruyorlar
kendiliklerinden. Ve bir çöp kutusu başında hep birlikte boşaltıyoruz
ceplerimizi… Geçtiğimiz yerleri temiz bırakmanın huzuruyla…
Ve bir iğne, bir şırınga, bir cam şişe bulduklarında, şüpheli
bir paket gördüklerinde dokunmamaları yetişkin ve sorumlu
birilerini uyarmaları için de öğretmeme olanak kazanmanın
ikramiye sevinciyle...
Çöpü dünyanın hiç bir yerinde, kimse sevmez. Yoksa çöpcülük
'seçkin' meslekler haline geliverirdi. İsmi üzerinde 'çöp'. Koşe
yazılarında yazılacak bir konu değil, çöplüğe layık olmalıdır.
Ama bu çöp çöplüğe varıncaya kadar cebimizde taşıma pahasına
üstlenmeliyiz çöpcülüğü bence. İşte ancak o zaman gerçek
manada temizliğe kavuşuruz. Çocuklarımın erken yaşlarda 'çöp'
temizleyici olmasını bu yüzden istiyorum. Temiz gelecekler için
geçilmesi gereken yolların temiz olmasalar bile temiz bırakılması
inancıyla…
Bence okullarda, mahallelerde "Çöp günleri" olmalı.
Hanımların ev gezmesi, konken günleri yerini "Çöp günü"
ne bırakmalı… Panayır yeri gibi eğlenceli bir ortam içinde
temizliğe çıkmalı insanlar. Çocuklar lunapark'a gitme heyecanı
kadar heyecanlanmalı çöp günleri için. Yediden yetmise, ittiği
bebek arabasında bebeği uyurken bir yandan da çöpleri toplamaya
gönüllü anneler olmalı. Babalar, baba kuvvetleriyle kaç torba
doldurabilirim yarışında olmalılar. Kardeşler yaşıtları, büyükleri
ve küçükleriyle elele, birlikte doldurmalılar çöp torbalarını.
Kaldırılan her çöpün altında toprak uyanmalı… asfalt
parlamalı… kaldırım taşları dört bir köşesiyle
belirlenmeli… Çöpler ait oldukları yerlere torbanın karanlığında
etrafı kokutup pisletemez şekilde sokulurken yerlerini temizliğe
bırakmalı. Milyonluk yazlıkların eşsiz çiçek bahçelerinin
bitiminde sırıtan, kaldırım taşlarında bitiveren tipte olmamalı...
Komşumuzun üzerine halı silkelemek, bulaşık suyu dökmek ne
demek!... Aksine damla çöpümüzü onlara nasip ettirmemeliyiz.
Bizim çöpümüz onlara bulaşırsa hepimizin içinden çıkamayacağı
çöplükte yaşama cezasını vermeliyiz kendimize. Sadece kendi
kapımızın önünü süpürmemeliyiz… Süpürdüğümüzü onların
kapısına bırakmamalıyız asla!… Varsın olsun elimiz kırılmaz
ya!.. Süpürgemizin çalısını komşumuzun kaldırımına da değdirmeliyiz.
"Bana ne! Çöp benim değil! Kaldırım benim değil!"
dememeliyiz. Kaldırımlar birleşince yürünebilirler, yaşamlar
emek ortaklığıyla, süpürme emeğine hazır insanlarca güzelleştirilebilirler.
Çocuklarımız evlerimizi kirletmemek için balkonda taradığımız
saçlarımızdan dökülenleri alt kat balkona yolladığımızı
izlememeliler. Piknik dönüşü Onlarla birlikte sadece kendi çöplerimizi
değil bulduğumuz başka çöpleri de torbalamalıyız. Bizim
olmayan çöplerin bile sonuçta hepimizin yaşamını çöplüğe
çevirebileceğini öğrenmeliler. Arabanın penceresinden sigarasını
atanın kendi sağlığının ötesinde zarar verişini bilmeliler,
kınamalılar. Temizliğin başının çöpleri tanımlamak, ayıklamak
ve toplayıp ait olmaları gereken yerlere atmak olduğunu öğrenmeliler.
"Temizlendi bitti!" dememeliyiz salonundan koridorlarına,
mutfağından banyosuna toplanmış, süpürülmüş, temizlenmiş,
silinmiş evlerimizde yatak çarşaflarına varıncaya kadar ciğerlerimizi
dolduran mis gibi temizliklerle yetinip… Kapımızın içinden önüne
uzanmalıyız… derken başka kaldırımlara… Hepbirlikte yükümlenmeliyiz
temizliği. Yoksa çöpler bir pencere açılması kadar yakın, bir
rüzgar esmesi kadar ansızın girer evlerimize.
Kimin çöpünü kim süpürmeli tartışmalarına bile girişmeyecek
bir sevgiyle süpürgeyi sahiplenip, süpürmeliyiz dünyamızı…
Çoluk, çocuk hep birlikte… Sevgi ve saygıyla…
|