|
|
KARDEŞİM, EN ESKİ ARKADAŞIM
Havaalanının uluslararası yolcu çıkış kapısındayım…
Çocuklarım etrafımda, eşim yanımda… Saniyelerin saat gibi
geldiği bir heyecanla bekliyoruz… Kapının her açılışında
arayan gözlerimiz bir sonraki yolcuya takılmak üzere sabırsız
bekliyor. Nefesimi alırsam kaçırırmıyım geldiğini!… Çocuklaştım
birden bire; "anne, neredeler?" diyen çocuklarıma
"gelecekler, az kaldı" derken, içimde saçma olduğunu
bildiğim bir endişe "ya gelmezlerse!…" diye tatsız
tatsız eteğimi çekiştirmekte...
Ve gümrükten çıkan her yolcunun ardından kapanan kapılar açılıverdi
yine… Karşımızdalar bir anda!… Onca beklemeye inatla bir
saniyede!… Nefesimizi toplamaya vakit tanımaksızın bir sürprizle…
Onu hiç görmemiş çocuğum ve çok küçükken görmüş ama hiç
hatırlamayan çocuklarım… hep birlikte koşup kucaklaşıyoruz.
Yanında canının parçasını da getirdi benim kardeşim, en
eski arkadaşım… Kardeşimin kızı yeğenimi sarıyor kollarım;
bebeğini bulmuşcasına… Bebeklik kokusu hala burnumdayken genç
bir kız yakalıyor gözlerim. Ne güzel bir duygu bu Tanrım… Yüreğim
tamamlandı bir kapı açılmasına… Kardeşimin yüzünde buldum
kayıp parçasını… Gözlerinin bebeğinde… Bulur bulmaz tanıdım.
Beş yıldır ne kadar eksik dolaştığımı bir anda
hissedercesine…
"Işte bu da benim kardeşim!…" diyebilmek ne güzel çocuklarıma…
Bir yaş var kardeşimle aramızda… "Işte dayınız, O da
neredeyse benim ikizim!…"
Zengin bir aileye doğmadık biz. Onu emzirirken almış annem,
geleceğim haberini… "İlk göz ağrısı" olmaya
doyamadan, "ağabey" oluvermiş kardeşim çabucak. Yeni
ayağa kalkış, yürümeye ilk adımları atmışken kaptırmış
"bebek"liğini bana… Hiç şikayeti olmadı bundan,
olduysa da sevgisi ağır bastı her zaman. Annemizin sırayla götürdüğü
misafirliklerde kendisine ikram edilen şekeri bile dönüşte
ellerime koyacak kadar büyük bir özveriyle…
Çocuklarıma gösterdiğim çocukluk albümümde annemin kendi
paltosunun yüzünü çevirip bize diktiği kabanlarla bir resmimiz
var. Düğmelerimizi ters iliklemişiz… Suratlarımızda kocaman
bir gülüş, sevgi dolu bir güvenle sarmış kollarımız
birbirimizin omuzlarını… poz vermişiz kameraya, askerlik arkadaşları
gibisine… kader paylaşmaya çok erkenden koyulmuşuz. Çocuklarımı
yanyana dizip resim çekmeye kalkıştığım her zaman bu eski
resim geliveriyor gözümün önüne... "Ne şanslılar!.."
diyorum sessizce içimden, her bir seferinde kardeşli olmalarına
şükrederek.
İlkokula birlikte başladık kardeşimle... O kayıtlı, ben peşinden
gitmeye kararlı; kayıtsız bir şekilde… Öğretmen bile ayrılmazlığımızı
ilk bakışta tanıyıp; "gelsin" demiş anneme, aynı sıralarda
oturmamıza izin vermiş Ne çok sırlarımızı sakladık
birbirimizin, ne çok suçlarını üstlendik… ne çok "söylerim
bak anneme!" deyip söylemedik. Tek bir şekeri bile kırıp
paylaşmayı öğrendik, zorbalara karşı birlikte savaştık.
Paltomu kendi başıma giyemediğim zamanlarda kendinden önce
giydirdi beni, Artvin'in karlı yokuşlarında ben düşmeden düşebileceğimi
bilip uzandı eli elime… Bilirdi benim kardeşim beni, ben Onu…
herkesten öte… Korurduk birbirimizi, kendi annemizden bile
esirgercesine...
İlk dansı birlikte ettik… ilk partiye, ilk sinemaya birlikte
gittik. İlk ayrılışımızda biriktirdiğimiz harçlıklarımızı
birbirimize hediye almaya harcadık. Ne zor gelmişti ayrı kalmak;
15 gün ne bitmek bilmemişti!... Ne bilirdik o zamanlar özlemin yıllar
boyu uzayabileceğini.
Okullarımızın ayrıldığında bile başkaydı kardeşli olmanın
kuvveti… Yalnız olduğumuz ortamlarda bile kardeşliydik.
"Benim kardeşim…." diye başlardım söze, sonradan
edindiğim arkadaşlarımla konuşmalarımda… "Benim kardeşim"
diye tanıştırdı beni arkadaşlarına hem gururla, hem sakınırcasına...
Genç kızlık çağımda kaçını siliverdi defterinden, hiç
aramamacasına.
Hastalandığım zamanlarda kapımdan bakardı, belli
etmemezcesine… Kendi yanıma gelmesede endişesi uzanırdı alnıma,
bakardı ateşime… Hasta yattığım sürece O da sessizleşirdi
sanki eksilmişcesine. Sağlığımla dönerdi neşesi yerine,
dolardı gülümsemesi yüzüne; "Sen hiç hasta olma sakın"
dercesine.
İki kardeştik biz, iki arkadaş, iki sırdaş… Birlikte büyüdük;
birbirimizin mutluluğu, sağlığı ve başarısı düsüncesiyle.
Ailemizin ikimize aynı zamanda yeni ayakkabı alamaması değildi
tasa… Bilirdik ki bizimde yeni ayakkabımız olacak, sıramız
geldiğinde… Birbirimizin yenilerine sevinirdik, sevincimiz tam
olamazdı kendimizin yenilerine.
Kafası yarıldığında ne çok canım yanmıştı… Onu kanı
akarken benimkisi donmuştu. Beni korumak için girdiği kavgadan
sonra ne çok üzülmüştüm. Ne çok gururluydum her zaman kardeşimle.
Ne çok hataya girmeden vazgeçtim, aklıma kardeşim geldikçe…
Onu üzmeye değmezdi hiç bir şey, giremezdi bile değerlendirmeye…
Evleneceğim insanı ilk kez Ona gösterdim. "Ne
dersin…" diye danıştığımda cevabı izleyecek kadar
tereddütsüzdü güvenim. Kardeşim beni bilirdi, benim Onu bildiğim
kadar… Benim göremedediğimi O görürdü, ben Onun
gormediklerini… Bütünlerdik birbirimizin düşüncesini. Aynı
değerlerle büyüdük biz, aynı emellere doğru kuşkusuz yürüdük.
Eşimi bulduğumu ilk O gördü gözlerimde; "Mutlu ol kardeşim"
demesiyle emin yürüdüm gittim evliliğime…
Çocuklarımı yatırdım dün gece geç bir saatlerde… Kardeşimin
parçasını da öpüp yatırabildim onlarla… Uykuya geçişe hazırlanırlarken
birlikte şükrettik; tüm sevgilerimize ve sahip olduklarımıza…
Her zamanki gibi olmayanlara da verilmesi duasıyla noktalayarak.
Nasılda beş kardeş oluverdiler ilk bakışta! Kardeşimin
yavrusunu öpüp koklamak, yatırmak… ne yüce bir hak!
Sonra parmaklarımın ucunda, bir odanın kapısından baktım
sessizce… Nefesimi tutup seyrettim kardeşimin uykudaki yüzünü.
Ona çok benzeyen oğlumla paylaştığı odada yatışinı…
Nihayet bizde başlayan sağlam temelli köprüyü yeni nesillere de
uzatabilmenin verdiği bütünlükle rahat, içime doldurarak
nefesimi… Ne çok özlemişim bana verdiği huzuru, kuvveti, ne çok
severmiş bir insan kardeşini. Umarım yaşamın getirdiklerini
omuzlarken, hissetmiştir yureğinde desteğimi, Dün akşam
sevginin bereketi, sayımızın bolluğuyla girdiğimde yatağma, ne
çok sükran doluydum tüm canlı varlıklarıma.
İşte böyle… Bir kapının arkasından çıktı en büyük
hediyem!… Yarışma programlarındaki gibi milyonlar değildi açılan
kapıda beni bekleyen… Hiç bir zenginliğe değişmeyeceğim
kardeşim geldi kollarıma… Yanında ikramiyesi yeğenimle
birlikte… Uykuya daldiğımda yıllar ötesindeydim… Çocuklarım
kardeşleriyle birlikte gülerek gidiyorlardi geleceğe…
Biliyordum, eşimle birlikte arkalarından içim rahat el sallarken,
yaşama birlikte ne kuvvetli gittiklerini… ta yüreğimin, canımın,
ciğerimin en derinlerinde, burnumun direğinde…
Bu yazım çocuklarınıza kardeş verme isteğinizi körüklemek
yada kardeşli büyüme düşüncesini savunmak için değil.
"Her çocuk kendi için doğmalı" düşüncesinin
savunması en ağır basanı. Birine evlat yada birine kardeş olmak
için planlanmamalı... Kendi insanı olmak için istenerek yaşama
gelmeli.
Ben yine, paylaşmak istedim sadece, her zaman olduğu gibi… doğuştan
olma bir zenginliğimi.
Hepinize sevgilerimle,
|