|
|
HİZMETİNDEYİM AMA EMRİNDE DEĞİL
İlk karşılaşmanın unutulmaz tadı hala ağızlarımızda… İçimizde
büyüttüğümüz bebeklerimizi ilk kucağa alış… Dokunulmamış
bir masumluk ve yenilikle dunyamıza girişleriyle tereddütsüz gönüllü
hizmet andında bulunduğumuz bebeklerimiz.
Hizmetimiz neler olmalı? Bebekliklerindeki acizlikleriyle bakımlarını
yüzde yüz üstlenmişken, onların her geçen gün büyümeleriyle…
ne zaman sınırları genişletmemiz gerekiyor? Hizmetindeyiz
diyerek kendimizi emrinizde bulmamak için ne yapmalıyız? Faydadan
çok zarar açmamak için!…
Sen söyle çocuk!… Ben dinlemeye, gözlemeye açık olayım. Ne
zaman ardınızda yemek dolusu kaşıkla koşturmayı bırakmalıyız,
saçtıklarınızı toparlamayı kendimizi üstlenmekten, davranışlarınızı
başta babalarınız başkalarına açıklamaya tercümanlıktan…
ne zaman vazgeçmeye başlamalıyız? Yine babalarınıza bile bırakıp
giderken sizi kendi uzantımızmışsınızcasına görmeyiz…
"Aman yemeği, uykusu, biberonu! …" diye uyaracak kadar
bencil ve kapalı gözlerle hizmet etmeyiz… Mülkiyetimizdeki bir
malı emanete bırakırcasına sahiplenmeyi başlatmadan ne zaman önleriz?
Ne zaman bu büyük hizmeti sadece bizimmişcesine görmeyiz...
Ucundan kenarından paylaşmaya, size diğer hizmettekilere de yer açmayı
öğreniriz? Amcanız, teyzeniz, babanız, dedeniz, öğretmeniniz,
toplumumuz ile hizmet haklarını çekiştirmeden, yarıştırmadan
birlikte hizmet edebiliriz? Ekmekten mahrum etmek istemeyişimiz
kadar başka sevgilerden de uzak tutmayız sizi. İşgüzarlık edip
her türlü hizmeti üstlenmeyiz? Ne zaman siz siz olmayı bedenen ve fikren becerdiğinize kani
olmalıyız? Vermek için uğraşırken sizin asıl almak
istediklerinizi gölgelemeyiz!…
Yere döktügünüz sütü silmemizin size bağladığımız bezi
temizlemekle orantısı değil, birini yapmamızın diğerini
otomatikleşmesiyle değil, SİZİN çağ ve gelişiminizin size özgü
ve biricik, karmaşık hesabıyla, hizmetinizde mi yoksa emirinizde
mi olmaya çalıştığımızı ayırt etmek ne zor!..
"Çocuğun ağzını silermisin?" diyenlerle, "Aman düşer,
sen tut!" diyenlerin davranış kararlılığımızı sürekli
denemesiyle, "iyi anne' tanımını kendilerince keşfetmişlerin
bilgiçliğiyle kendi bilgilerimizden kuşkularla… Ne zor bir iş
hizmette kusursuzluk ve aynı zamanda emire amadeye direniş.
Hizmetimizin hudutlarını sizin varlığınıza, düşünce ve
yeteneklerinize saygıyla çizmek… Bu hizmetin tanımını yapmak
ve bu tanıma tutunmak ne zor!... Hele de hizmetimizin tanımı
sizin gelişmelerinizle sürekli değişimde canlı bir hudutsa…
"Çocuktur bilmez, anlamaz!" diyenlerin çok olduğu bir dünyaya
doğmuşsunuz. Biliyor, öğreniyor ve kopyeliyor olduğunuzu sadece
zayıflıklarınızda kabullenmeye açık!.. "Başka çocuklardan
görüyor!" diye sizin kendi değerlendirmenize kapalı gözlere
rağmen… Doğruyu eğriyi anlatışlarımızla hizmetimizi
hudutlandırıp gerisini sizin benliğinize ve kendi sorgulamanıza
teslim etmek… Ne zor!…
Ben annenim çocuk!… Doğduğun gün gözlerim yeni doğmuş yüzünde,
ellerim sıcacık bedenini kucaklarken içtim andımı. Sana hizmet
sözüm var. Senin kendine ulaşmana yardım için amade emeklerim.
Zayıflıklarını törpülemek için değil. Kendin sürünmelisin
yerde, kendin basmalısın ayağa, ve yine kendin düşmelisin.
Benim hizmetim senin guvenliğinde… Her düşüşün peşinde kaldırışta
değil!… Senin kendini kaldırışlarında alkışlayabilecek,
"bak işte kalktın! Sen kalkabilirsin düştüğünde!.."
diyebilecek kendime sahip oluşumda… Sen dağıttıklarını
toparlarken şarkını birlikte söylemekte … Yüreğini ezmeden,
cesaretini kırmadan büyümen, gelişmen, öğrenmen için elimden
gelen maddi manevi olanaklarımı ailemizin bütünlüğüyle
dengeleyerek odaklamamda … Hayaller peşinde koşmak isteyecek
esnek beyninin ayağına taş bağlamadan dengelemekte, peşlerinden
uçup gitmeden tadını çıkartmanda olmalı hizmetim. Her hayalini
gerçek yapmaya koşmakda değil. Gerçekleşebileceklerine sarılmanda
ve peşinde yürümende omuz vermemde…
Seni dinlemekte hizmetim. Canı gönülden kulak vererek, yüreğimiz
açarak dinlemekte… Her söylediğini yapmaya çalışmakta değil.
Konuşmak kadar dinlemeyi de öğretmekte hizmetim sana… Canı gönülden
kulak vererek, yüreğini açarak dinlemeyi öğrenmende… Ve her
dinlediğini yapmak zorunda olmayacağının bilincinle büyümende.
Kendi değerlerine, düşüncelerine beynini esneterek vuracağın düşüncelerin
ifadesine saygıda.
Ben annenim çocuk!… Andım sana "kendin" olmakta
hizmet, yolunu çizmek değil. Andım sana ilelebet kol kanat olmak
değil kendi kol kanadını kullanmana hizmet. Emrine amade olmak değil
yanında saygıyla durmak. Bir kelebek gibi avuçlarımın içinde
ezmeden… günü gelince uçman için gözetlemek ve zamanı geldiğinde
özgür uçuşuna el sallamak.
|