| GÜNAYDIN HÜZÜN, GÜNAYDIN MUTLULUK
Bu başlık bir ünlü Fransız şairininmiş. Bir dostun
mektubunda başlık olarak geldiği için aldım. Çünkü bu yazımın
konusu bir paragrafında hüzüne "günaydın" derken
ikinci paragrafında "mutluluk"la selamlaşan bir mektup.
Umarım son paragraflarınız hep mutlulukla noktalansın.
Internet'le tanışmamın bir ürünü bu mektup. İlk safhasında
bebek ve çocuk heyecanları ve konularıyla ilerledim Internet'e.
Ve Anneçocuk'a ulaştım. Bu konular biteviye açlığımı
susturamayan konular olduğundan da klavye başına hevesle
oturturken gözlerimi de iyice açtı. Katıldığım kadar da
izliyorum… bitmeyen heyecanla… doymayan çocuk ve insan sevgimle
takipteyim.
Ve Internet'de Anne-çocuk'la tanışmayla bir çok dostum oldu.
Yüzlerini görmeden yüreklerine hayran olduğum bir çok dostluğun
tadıyla, tüm zamansızlıklarıma ve zaman zaman yorgunluklarıma
rağmen başladığım yolda devamdayım. Her gün bana ancak yeni
doğan bir bebeğin müjdesinin verebileceği heyecanla geliyorum
klavye başına…
Bu arada çocuksuz yıllarımı da unutmuş değilim. Her ne
kadar bugün çok çocuklular listesindeysem de uzun yıllar çocuksuz
olduğum hepinize nakarat halinde aktarışlarımda… Bu yazımda söz
edeceğim güzel dostu da böyle tanıdım. Çocuksuzluk telaşıyla
ve bir gün galip çıkmak umuduyla bir araya gelmiş endişe ve hüzün
dolu yüreklerin içinde "Muko" lakabıyla tanıdım Onu.
Tek farkı O da benim gibi çocuklu olmuş ama çocuksuzluğun ne
olduğunu unutmamışlardan… Bu amaçla sırf destek olabilmek için
yorulmadan, bıkmadan katılımda… Başka bir büyük ruhun sağ
kollarından biri olarak kollarını dirseklerine kadar sıvamış;
gece - gündüz uğraşta. Çocuksuzluk savaşında kendini yalnız
hisseden, gecenin karanlığının ucunda güneşin doğacağına
inancını terke hazırlanan ruhlara omuz verebilmek için sonsuz
enerjili, mert bir dost.
Azınlıkta değilim! Muko'yu seven çok insan var. Tanıdıkları
için benim gibi kendilerini zengin hisseden…
Günlük trafiğimde kaybolup gittikçe yazıyla geliyor yanıma…
Omuzuma dokurcasına canlı satırları. Bulup çıkartıyor beni
kendime ait düşüncelerden. Başkalarına ait düşüncelere sürüklüyor
büyük bir zevkle… Bitmeyen ödevinden kalkıp da arkadaşının
misket oyunu davetine katılan bir yaramaz çocuk gibi hissetmemin
sebebi dostum Muko.
Bu sabah aldığım mektubunda iki haber veriyordu. Biri benim de
yine usanmayan savaşıyla tanıdığım bir yürekli sanal dost
hakkında… Babalarını kaybetmişler. Muko "içimden bir şeyler
aktı… ancak babasını kaybedenlerin içine akan soğuk - sıcak,
anlamsızlık kokan, dilde acı bir tat bırakan bir şey…"
diyerek vermiş haberi… hiç birimizin tatmaması dilekleriyle…
İkinci satırında bir müjdeyi paylaşıyor. Çocuksuzluk savaşında
nihayet galip gelen bir başka kadının müjdesinde buluşuyoruz.
İçimde gel - git'ler çarpışıyor… Hayat ne kadar sürprizler
taşıyor!… Hangimiz hengi köşeyi alışta nelerle karşılaşacağız
diye heyecan ve korku karışık.
Sabahın sekizinde, "ürkek serçe, hassas kızım"
diye tanımladığı dostunun "seni uyandırdım mı?"
diyerek başlayan müjdesi'ni veriyor. "Bilemiyor ki içimde
bir önceki haberin örttüğü siyah perdenin bir ucunu kaldırmasıyla
güneşin ilk ışınları girdi !…" diye mektubunda
hislerini yansıtmış Muko.
Bir dostun hüzününde üşüyen ruhunun bir başka dostun
sevinciyle yıkanışıyla; "Allah sana ve senin gibilere hep
aydınlık, güzel, sıcak ve mutlu haberler iletmeyi nasip
etsin!" duasıyla hamile dostunu tebrik edişini millerce öteden
okuyor, hissediyor ve yineliyorum.
"GÜNAYDIN HÜZÜN… GÜNAYDIN MUTLULUK" diyor Muko.
Ve her ikisini de paylaşmam için açıyor ruhunu koca bir sıcak
kucak gibi.
"Yaşam sürekli işleyen bir banliyo treni gibi dostum
Muko" diye cevapladım. "Sürekli duruyor… birileri
binerken birileri iniyor. Ve yine kalkıyor… Trenin hareketi
devamda… Yolcuların tek sıfatı yolcu olmak. Tek hüner yolculuğumuz
süresince kimsenin ayağına basmadan, itmeden, çarpmadan… paylaşmalı,
söyleşili yolumuzu tamamlamada. Ayrı duraklara doğru yol alıyorsak
da, insanlığımızdan başka bir ortaklığımız olmasa da bir gülümseme
de buluşabilmek… Birlikte bir hoş seda çıkartabilmek. Aynı
olan sade değerlerde tanışmak".
Doğumlar da ölümler de yaşamın bir parçası. Ardından ağlayabildiğimiz
her sevgili, kavuştuğumuza sevindiğimiz her bir yeni doğan yaşamımızın
zenginliğinin ölceği. Ve gerçekten paylaşılmış her gerçek
an upuzun bir boşluktan çok daha kalıcı. Bir gün bir yerlerde,
sevdiklerimizle ebedi beraberliğimiz de en olumlu ve kuvvetli
dayanak. Bu dayanak özlemlerine katlanabilmek için tek aracımız.
Çocuklarımın tanıyamadıkları sevgililerimiz için "yüreğinin
gözüyle görürsün; sevgisini hissetmen yeter!" deyişlerimiz
hep bu inançtan.
Seninle aynı treni yakalamışlıktan dolayı gururluyum sevgili
Muko! Sadece seninle değil bir çok başkalarıyla da buluştum bu
yolculukta. Adlarınız, lakaplarınız farklılaşsa da kumaşınız
aynı!… Gözümün görmediklerini bir telefonun hattında seste
duydum, yazıda okudum… Ne çoksunuz!… Ne kuvvet varlığınızı
bilmek diye seviniyorum için için. Sadece kendime değil sevincim.
Kokmus, çürümüş oluşuyla şikayetli olduğumuz bir çok şeyi
birlikte atlayabilmemizin umuduna…. Doğmus, doğmaya hazırlanan
ve doğacak tüm evlatlarımızın adına.
Kendi savaşlarını zaferle bitirmişlikle noktayı koymayanların
kuvvetine eğiliyorum saygıyla, sevgi dolu bir selamda. Başkalarının
acılarına sevinçlerinde olduğu kadar paylaşmaya amede saygın
ruhlara… Paylaşımın gerçek anlamına tarif gerektirmeyen cömertliklerinize…
Kendi çocuklarınızı aşan sevgilerinizin bolluğuna şükranla…
İyi ki varsınız dostlar!… Çocuklarımızın geleceği
sizlerle umutlu.
|