AnneCocuk.com

Kadın, Aile ve Çocuk Sitesi 

 
AnneCocuk.com

Önsöz


Bebeğinizin İsmi

Biraz da Eğlenelim

Kitap Almak için:



Kadın Gebelik Çocuk Çocuk Klübü Forum & Chat Küçük İlanlar
 

KUCAKTAN BUCAĞA

Handan Baykan

Calgary, 4 Mart 2001

 

Eski Yazılar


Bir Ayakta İki Pabuç ] Yalnız Değilsin ] Kardeşim, En Eski ... ] Kucaktan Bucağa ] Başlarken ] Yolumuzda Bekleyenler ] Çocukluk Anıları ] [ Genetik Çorba ] Bir Haber Ver... ] Yürekten Hediyeler ] Başlamak ve Bitirmek ] Benim Babam... ] Fikriye'nin Koltuğu ] Birlikte Büyürken ] Yapabileceğimin En iyisi ] Büyüme Payı ] Küreğe Gayret ... ] Verebilmek Dileğiyle ] Günaydın Hüzün, ... ] Hizmetindeyim ama ... ] Kimin Çöpünü Kim ... ]

 

 

BU ÇORBA NASIL ÇORBA...

"Taş çorbası" hikayesini çoğunuz duymuşsunuzdur. Akıllının biri ortalık yerde bir tencere su; içine bir kaç taş koyup kaynatmaya başlamış. Gelen giden merak etmiş; durmuş seyretmiş. Ne pişirdiğini soranlara "Taş çorbası; nefis olur!" demiş. İkide bir tadına bakıp, ağzını şapırdatan adam "Hımmm!" dedikçe etrafta birikenler merakla soruyormuş; "Nasıl?" diye. Akıllı adam "Çok leziz ama… galiba biraz soğan istiyor" diyerek başlamiş…. sonra "biraz tuz" sonra "biraz patates" ve her dediğinde de etraftan "Bende tuz var, getireyim!" "Bende patates…" cinsinden katılımlar sonucu taş çorbası son derece zengin bir çorba olmuş.

Bu hikayeyi çocukken duymuştum. Nedense anne oldukdan sonra benim için bambaşka bir boyut kazandı.

Düşündüğüm şey "Genlerin çorbası". Aynı anne/babadan üstelik de aynı zamanda doğmuşluklarına rağmen fiziki benzemezliklerinin yanısıra karakter özellikleri tamamen farklı ilk üç çocuğumda bu çorbanın içeriği beni iyice şaşırttı. Tam "Anladım!… iki patates, iki orta boy sogan, bir havuç…, bir kaşık…, bir tutam…, bir bardak… derken; birden bire tadını hiç önceden farkına varmadığım bir malzeme daha ekleniverebiliyor bu tarife… Ansızın bir gülüşte; bir darılıp gidişte kimleri, ne tadları buluveriyorum? Sakine hala biraz sarmısak… Recep dayı biraz karanfil…

Yalnız çocuklarla olan gözlemlerime dayanarak ısrarla söyleyebilirim ki bu çorbalar; pakette çorba şeklinde geliyorlar elimize. Belki suyunu, yağını, baharatını, sıcaklığını kendimiz ayarlayabiliyoruz ama temel içeriğinde kontrolümüz YOK! Mercimek çorbasından işkembe çorbası olmuyor şeklinde…

Ne garip şeyler şu genler… İki-üç kuşak ötesinden dahi gelip insanı şaşırtabiliyorlar. Dokuz ay beklemenin ucunda saçı ne renk, parmakları ne şekil gibi fiziki soruların bir çoğu doğumla birden cevaplanıveriyor. Hiç ummadık bir kuşaktan bir akrabadan bir çift mavi göz, bir diğerinden gamzeler, bir başkasından kıvırcık yada kızıl saç iki üç kuşağı ve soylarımızdan bir dolu insanın özelliklerini bir araya getirebiliyor.

Bununla da yetinmiyor genler; daha daha ne çok şey getiriyorlar… Ilk gülüşte bir halayı, ilk ağlayışta bir yeğeni, ilk inatta, ilk nazda, ilk titizlik belitişinde… kimleri getiriveriyor gözlerimize. Bebeğiniz çocukluğa ilerledikçe kimlerin hangi huyları, yetenekleri, hatta mimikleriyle karşılaşıyorsunuz. Tam aşinalığınızın arttığınışünürken bir anda sizi şaşırtan bir sızıntıyla nasıl dedesini, dedesinin babasını getirebiliyor karşınıza… yada "Bu da kimdi acaba?" dedirtiyor. Kimbilir hangi taraftan; hangi kan akrabaşından gelmiş bir selam gibi.

Okul otobüsüne yürürken ayakları poposuna çarpacak kadar hızlı koşan içi tez oğlumla en arkadan sakin sakin eli cebinde, düşünceli gelen oğlumun gen çorbalarının tarifleri ne kadar farklı olabilmiş. Ya kızım? Araba camlarında gözünün ucuyla çaktırmadan görüntüsünü izlemeye çalışan kızım? Yaşının küçüklüğüne rağmen sorumluluğu, annelik duygusu, uysallığının yanında damarına basıldımı dikilivermesi? Ya bir yaşına giren dördüncü çocuğum; oğlum; kararlılığı ve inadi… Ya bu gayreti kimden almış? Çoğunda kendimizi görmemiz mümkün olan binlerce özellikler arasında ya şu tamamen yabancı olanları; "Acaba bu nereden? Kimden gelmiş? dedirtenleri…

Yurt dışında doğmuş olmasına ve henüz ata toprağına ayak basmamış olmasına rağmen ilk lokmada bulgur pilavina aşinalık ve iştah; ilk namede bir türküye içinin kaynaması…. Nedir bu okyanuslar aşırı kıtalar ötesinden; zaman farkını, mekan farkını tanımaksızın yol aşan bu kudretli genler?

Ya bu yetişkin halimizle biz! Aynada biraz daha annemizi görmüyormuyuz? Yada babamızı, amcamızı, halamızı… Çocuğumuza seslendiğimizde kendi sesimize yadırgayıp "Bu benim değil annemin sesiydi!" diye irkildiğimiz olmuyor mu?

Çocukken annemin eteğinde oturup izlediğim hanımlar günlerini hatırlıyorum. Kekden, börekden bir lokma ısırdıktan sonra "Hımmm! Ayşe Hanım bu keke siz … koymuşsunuz, bir de… tadı alıyorum" gibi yorumlarla malzemenin neler olduğunu tahmin eden hanımları… Simdi kendim bu gen çorbalarına bakıp değişik tatlar aldıkça kaynağını keşife çalışıyorum. "Biraz benim annem, biraz babalarının yeğeni, biraz halam, biraz amcam…" diyerek.

Akrabalarımızdan kilometrelerce uzakda, henüz yüzlerini bile görmemişken mimiklerini, tiklerini dahi tekrarlamaları karşısında genlere saygım gitgide artıyor. Ya ilk yürüyüş?… Eli belinde, göbeği önde, bebek adımlarıyla aşina bir görüntüyle sergileyen bu küçük kopya kimin kopyası?… Gülerken burnunu kırıştırışı, basit bir işi bile dilini ısırarak yapışı; bu aklın fikrin açıklayamadığı ayrıntılar; bu ayrıntıları taşıyan gen acaba bundan evvel kaç kişi gezerek benim bebeğime konmuş. Bundan sonra kimde tekrarlayacak? Yepyeni bebeklerde bu yaşlı genler kaç asırlık? Bizim kemiklerimizin tozu kalmadığında bile başka bedenlerde devam edebileceklerini bilmek ne enteresan.

Dört çocuğum olduğu için dört kez beni şaşırttı bu genler. Dört çocuğum da cilt tonundan parmak, hatta tırnak yapılarına kadar farklıyken, karakter farklılıkları daha çok dikkatimi çekiyor. Özellikler, huylar, yetenekler, meraklar, gereksinimler, ilgi alanları, tepkiler, kuvvetler, zayıflıklar…. Birinde çok azken diğerinde zirvede olabilecek ozellikler taşıyan genler!... Yada malzemesi aynı çorbalar da olsalar malzemelerin miktarlarına bağlı farklı tadlar taşıyorlar. Birinin tuzu, birinin biberi, birinin soğanı..v.s. birbirine eşit miktarlarda olmaksızın. Kıyaslama yapmaya dahi kalkışılmayacak tat şöleni vererek geliyorlar soframa. Hergün bir anlık ip uçlarıyla başka çehrelerden sızıntılar vererek… Ne zevkli bir keşif bu… Ne eğlenceli bir muamma… Kaybettiğimizi sandığımız bir sevgili anneanneden, resmini bile görmediğimiz bir büyük dayıdan bile kelam getirircesine…

Ya sizin gen çorbalarınız?… Bu inadı Hüsamettin dayısı, şu darılma huyu Zülfiye halası, bu kahkahası tıpkı Hikmet dedesi; ya şu ağzının içinde konuşması aynen Sadiye teyzem dediğinizi duyar gibiyim.

Bu genler zaman ve mekan tanımaksızın sürpriz gösterilerle ölümsüzlüklerini devam ettirirken çocuklarımızda yansımalarını görebilmek ne hoş! Bir bakmışsınız dört kuşak sonramızın ellerinde bir bebekde biz de bir gülümseme yada bir kaş çatış, bir omuz silkeleyiş oluverirmişiz…

Hepinizin ruhuna şifa getirecek Gen çorbaları şerefine!…

Sevgilerimle,

.

 

 

Click Here!

 

Handan Baykan Yazıyor


Demet Eşrefoğlu Vardar Yazıyor


Çocuğunuzun ve ailenizin karşılaşabileceği sorunlara bir bakış


Çocuk odası nasıl dekore edilmeli


Çocuk Güvenliği
Çocuklarımızı kazalardan korumak için almamız gereken önlemler...


AnneCocuk.com'u giriş sayfanız yapın

 

 


Ana Sayfa ] Kadın ] Gebelik ] Çocuk ] Çocuk Klübü ] Forum ] Küçük İlanlar ]
Önsöz ] Kullanım Kuralları ] Ekibimiz ] Bebeğinizin İsmi ] Eğlencelik ]


Bu site ile ilgili öneri, eleştiri ve sorularınız için lütfen webmaster ‘a yazın...
Bu site Lidya.Net tarafından hazırlanmış ve Lidya.Net web sunucularından yayınlanmaktadır.
Bu sitede yayınlanan yazı ve grafikler AnneCocuk.com kaynak gösterilerek kullanılabilir.

AnneCocuk.com'u  Kasım 1998 den bu güne kadar 

 kişi ziyaret etti