AnneCocuk.com

Kadın, Aile ve Çocuk Sitesi 

 
AnneCocuk.com

Önsöz


Bebeğinizin İsmi

Biraz da Eğlenelim

Kitap Almak için:



Kadın Gebelik Çocuk Çocuk Klübü Forum & Chat Küçük İlanlar
 

KUCAKTAN BUCAĞA

Handan Baykan

Calgary, Haziran 2002

 

Eski Yazılar


[ Bir Ayakta İki Pabuç ] Yalnız Değilsin ] Kardeşim, En Eski ... ] Kucaktan Bucağa ] Başlarken ] Yolumuzda Bekleyenler ] Çocukluk Anıları ] Genetik Çorba ] Bir Haber Ver... ] Yürekten Hediyeler ] Başlamak ve Bitirmek ] Benim Babam... ] Fikriye'nin Koltuğu ] Birlikte Büyürken ] Yapabileceğimin En iyisi ] Büyüme Payı ] Küreğe Gayret ... ] Verebilmek Dileğiyle ] Günaydın Hüzün, ... ] Hizmetindeyim ama ... ] Kimin Çöpünü Kim ... ]

 

 

BİR AYAKTA İKİ PAPUÇ

"Ne kadar şanslısın anne!' dedi hiç bitmeyecekmiş gibi görünen ev ödevlerinden, projelerden, yazılması gereken kitap raporlarından, çizilmesi gereken tablolardan bunalan kızım.. "Sen okula gidip öğrenmek zorunda değilsin, ev ödevin yok, test yok, proje yok... çok şanslısın" diye somurttu.... İçim burulmadı değil, haklı sanki.. Magazinler, TV dizileri, Jennifer Lopez klipleri, hatta yeni öğrendiği örgü çok daha eğlenceli 13 yaşındaki kızım için... Yorgunluktan sızlayan kemiklerimi, zonklayan başımı unutmaya çalışıp oturdum bana Latince gibi görünen matematik ödevinin başına… Hekzagon'un alanı nasıl hesaplanırdı, binlerce yıl önce öğrenmiştim, üstünden ne çok şey geçti.. Unut mutfakta küflenmeye yüz tutmuş bulaşıkları, sepetten taşmış ütüleri, yarına pişirilmesi gereken yemeği, peki ya yarına benden beklenen rapor? Olsun az uyurum bu gece.. Gözlerini kapat evin dağınıklığına, büyük bir iştahla koltukları tırmalamaya çalışan kediye, hatırlamaya çalış hekzagon ve arkadaşlarını...

Kirayı yatırdım mı? Yarın kredi kartını ödemek için son gün, öğle tatilinde koşup bankada kuyruğa girmeli.. lanet olası tuvalet musluğu bozulmuş, sızdırıp duruyor, nasıl tamir edilir bu meret?.. Keşke gören gözlerle izleseydim sigorta değiştiren,musluk contası takan babamı.... Efendim? Evet, evet hekzagon.....

Nasıl da masum benim melek yüzlü kızım. Evet, ev ödevlerim, projelerim yok ama bir evin hem kadını hem erkeği, hem annesi hem babası olmak zorundayım. Bir ayakta iki papuç giymeli… Bu evin temizlikçisi, çamaşırcısı, aşçısı, hamalı, muhasebecisi, tamircisi, para kazananı, karanlık köşelerde saklanan canavarlarla savaşanı, gökgürültülü gecelerde yorganın altında fener ışığında hikaye okuyanı, hepsi benim. Gülümsüyorum kendi kendime…

Memnunum bütün rollerimden, kafamdaki her bir beyaz saç teli için çalıştım ben, yüzümde belirmeye başlayan kırışıkları sevıyorum, başarıyorum... Her bir adım yeni bir yaşam kavgası. Zaman zaman rüzgara karşı atılan adımlar bizi ileri götüreceğine gerilere savuruyor, üstümü başımı silkeleyip ayağa kalkıp tekrar devam ediyorum.. yorulmak, pes etmek haram bana.... kendim için olmasa da, çocuğum için başarmak zorundayım....

"Anne, baba, çocuklardan oluşan toplumun en küçük birimine 'Aile' denir." Sosyal Bilgiler dersinde öğrenmiştik… Ne kadar kolay, ne kadar açık bir tanımdı. Hayatın kitaplarda tanımlanandan çok daha zor olduğunu hepimiz zaman içinde yaşayarak öğrendik. Çocukları olmadığı için yüreği dağlanan annelerin -annelerin diyorum, çünkü doğamamış çocuklarını büyük özlemlerle seven her kadın bir anne benim gözümde- yazılarını, dualarını okudum, okumaktayım hep forumda. Nedense, "bizim evimizde bir baba yok. Çocuğumun her akşam iş dönüşü güvenli kollarına atılacağı bir baba, benim yorgun bir gün sonu başımı yaşlayacağım bir eşim olamadı" diyen bir yazı okumadım, belki de ben rastlamadım.. belki de utandı kadınlarımız, yazamadı bu türden özlemleri..

Benim kızım klaşik bir ailede büyümedi… Eşim ve iki yaşındaki bebeğimle taşındığımız yepyeni bir ülkede üç ay içinde iki kaldık… Gelmeden önce ojeli tırnaklarım, evde yemeği pişiren, camları silen bir hizmetlim vardı. Bir kere bile evin elektrik faturasını yatırıp, manavdan yalnız alışveriş yapmadım, çünkü benden beklenen bir süs kadını, süs annesi olmamdı.... Sıfırdan değil, eksiden başlamak durumunda kaldım dilini bilmediğim, insanlarını tanımadığım, yaşam kurallarını anlamadığım bu yeni ülkede… Param, mesleğim, evim yoktu.. Pes etmeyi, çocuğumu kolumun altına alıp koşa koşa baba evine dönmeyi yediremedim kendime… Bana saygılı insanların yardımlarıyla başladım bir köşesinden yeni hayatımızı kurmaya. Boşandıktan sonra baba soyadına dönmemekle, yepyeni bir soyadı alıp, bundan sonra bu ailenin soyadı bu demekle başladım… Yeniden okula gittim, dil öğrendim, kazanmak için yıllarca dirsek patlattığım üniversite diplomamı bavullara kaldırıp yepyeni bir meslek edindim. Uzun süren bu mücadeleden sonra kendi kazandığım parayla aldığım makarnayı, konu komşudan toplama iki sandalye, bir yatakla döşediğimiz yeni evimizde kızımla karşılıklı oturup chop sticklerle keyif içinde yediğimiz gün bugün gibi aklimda..

Kolay olmadı hiç birşey.. Hava sıcaklığının eksi otuzlara düştüğü bu şehirde sabahın alaca karanlığında otobüs durağına yürürken küçücük kızımın kirpiklerinin bembeyaz buz tuttuğunu, bindiğimiz otobüsten onun iki durak sonra inip okul öncesi bakımevine karların içinde düşerek yürümeye çalıştığını nefesimi tutarak seyrettiğimi, her boğazı ağrıdığında tüm anaçlık güdülerimi bir tarafa itip; 'bu evde hasta olmak yasak. Biz bu lükse sahip değiliz' dediğimi… Neden onun diğer arkadaşları gibi pırıl pırıl bir bisikleti olamayacağını anlattığımı, kızımın babalar gününde binlerce kilometre ötede yaşayan babasına hiç gönderemeyeceği kartlar hazırladığını gözlerim yaşararak hatırlıyorum. Benim kızımın hiç fizik projelerine, matematik ödevlerine yardımcı olacak, ona bisiklete binmeyi öğretecek, beraber uçurtma uçuracak, soğuk günlerde ayaklarını ovup ısıtacak, kanayan dizine üfleyecek bir babası olmadı... Ben üzerimdeki ikiye katlanmış yükten yoruldum, bunaldım, iki kişiyi birden oynamaktan bıktım... geceleri her ikimiz için ağladım gizliden gizliye… Özledim, özendim evinde bir baba olan aileleri.... ve, söz verdim kendime.. evlenmeliydim. Bizim de bir baba figürümüz, evimizde bir erkek olmalıydı....

Kendine acıyan insan hata yapmaya çok açık... Ben yaptım, ve tekrar evlendim… Kendi eksikliğimizi kapatmaya çalışırken Onun eksiklerine gözümü kapattığımın farkına varmadan… Bilemedim Onun bendeki anneyi sevdiğini, benim kanatlarımın altına sığınmak isteğini.. Benimle birlikte hayata karşı savaşmak yerine, benim üç kişi için savaşmamı bekledi... çekmedi yorgun omuzlarım, kanatlarım yetmedi bir kişiyi daha altına almaya… Zaman içinde hep birşeylerin eksik olduğunu zannettiğim küçücük ailemin aslında nasılda ahenkli bir bütün olduğunu, bize sonradan katılan bu kişinin nasılda ahengi bozduğunu gördüm... Bitti....

Hekzagon'a bakarken geçiverdi tüm bunlar gözlerimin önünden. Neler geçti başımızdan 11 yıllık yolculuğumuzda. Sevgiyle baktım bana tamamen yabancı görünen matematik sorularına, "merak etme, bunu da çözeriz biz' dedim somurtan kızıma. Gözlerinde güvenli bir ışıltı belirdi, "çözeriz anneciğim!" dedi.


Bu yazı yüreğini ve yürekliliğini tanımanızı istediğim bir anne tarafından yazılmıştır.

Bir ayakta iki papuç giyen tüm yürekli anne/babalarımıza saygıyla…

.

 

 

Click Here!

 

Handan Baykan Yazıyor


Demet Eşrefoğlu Vardar Yazıyor


Çocuğunuzun ve ailenizin karşılaşabileceği sorunlara bir bakış


Çocuk odası nasıl dekore edilmeli


Çocuk Güvenliği
Çocuklarımızı kazalardan korumak için almamız gereken önlemler...


AnneCocuk.com'u giriş sayfanız yapın

 

 


Ana Sayfa ] Kadın ] Gebelik ] Çocuk ] Çocuk Klübü ] Forum ] Küçük İlanlar ]
Önsöz ] Kullanım Kuralları ] Ekibimiz ] Bebeğinizin İsmi ] Eğlencelik ]


Bu site ile ilgili öneri, eleştiri ve sorularınız için lütfen webmaster ‘a yazın...
Bu site Lidya.Net tarafından hazırlanmış ve Lidya.Net web sunucularından yayınlanmaktadır.
Bu sitede yayınlanan yazı ve grafikler AnneCocuk.com kaynak gösterilerek kullanılabilir.

AnneCocuk.com'u  Kasım 1998 den bu güne kadar 

 kişi ziyaret etti