|
| |
|
|
|
Çocuk
Sağlığı ve Gelişimi
|
Anne Sütü ile Beslenme
Doğada bulunan tüm memeli hayvanların yavruları için bir mucize olarak
annelerine süt üretebilme yeteneği verilmiştir. Her tür annenin sütü
kendi yavrusuna özgüdür. Her memelinin memelerinden gelen salgıya süt
denilmektedir. İnsan yavrusuna en uygun süt doğal olarak insan sütüdür.
Bir başka memelinin örneğin ineğin yavrusu için salgıladığı süt kendi
yavrusu için çok uygun iken insan yavrusu için o denli yararlı olmayacağı
gibi belki de zararlı olabilir.
Anne sütünün başka hiçbir besin maddesinde bulunmayan üstünlükleri
vardır. Kısaca bunlara değinelim.
- Bebek için ideal bileşime sahiptir. Bebeğin ilk aylarda tüm ihtiyaçlarını
karşılayacak özelliğe sahiptir.
- Sterildir yani mikrop içermez.
- Sindirimi bebek için en kolay besin maddesidir.
- Her zaman en uygun sıcaklık olan beden ısısındadır.
- Her zaman taze ve içilmeye hazır haldedir.
- Bir bedel karşılığı temin edilmez, bedavadır.
- Anne memesini emmek bebeğe anneye temas etmeyi sağlayarak ruhsal iletişimine
yarar sağlar.
- İçersinde ancak insanlarda bulunan bazı özel yapıda immunglobin gibi
maddeler bulunur. Bunlar bir çok hastalığa karşı koruyucu rol oynar.
- Anne sütü ile beslenen bebeklerde pişik ve benzeri cilt sorunları ile
bir çok enfeksiyon daha az görülür.
- Bebeğin beslenmesi için başka biberon vb. araçlar gerekli değildir.
Dolayısıyla bunlardan kaynaklanan sorunlardan yoksundur.
Bilinmelidir ki teknolojinin bugün ulaştığı yerde bile anne sütüne eşdeğer
bir besin maddesi üretebilmek mümkün değildir. Bu amaçla yapılan besin
maddeleri ancak anne sütü ile beslenmenin imkansız veya yetersiz olduğu
durumlarda gündeme gelebilir. Bunlar teknolojinin olanakları kullanarak inek sütünün
yapısı değiştirilmek ve bazı eklemeler ile anne sütüne benzetilmeye çalışılmış
ürünlerdir. Ayni özellikleri taşımazlar. Fakat anne sütü yerine kullanılmaya
en uygun besin maddeleridir.
Bebeğini emzirmek annenin sağlığı ve ruhsal gelişimi için son derece
yararlıdır. Meme dokusunun bir çok hastalığı emzirmeyen kadınlarda daha sık
olarak ortaya çıkmaktadır. Doğumu izleyen saatlerde emzirmekle salınan bazı
hormonlar anne rahiminin kasılmasını sağlayarak doğum sonrası iyileşmeyi
hızlandırır.
Sanayileşmeye paralel olarak geçmiş zamanlarda özellikle gelişmiş ülkelerde
anne sütü ile beslenme bir süre gözden düşmüştü. Fakat bu hatanın farkına
varılarak bebek beslenmesinde anne sütüne eskiden olduğundan daha da fazla
önem verilerek geri dönülmüştür. İnsanları bu hataya iten nedenleri
burada kısaca değinmek istiyorum. Gelişmiş ve sanayileşmiş bir ülke olmak
yolunda ilerleyen ülkemizde insanlar ayni yanılgıya düşmemelidir. Bazen
modernleşmek, medenileşmek yanlış algılanmaktadır. Ayni yanlışları başkalarının
da yapmasına izin vermemeliyiz. Bu yanlış düşünceler ve nedenler;
- Yoğun iş hayatı ve annenin çalışmak zorunda olması,
- Hazır mamaların kolay elde edilebilir ve herkesin hazırlayarak
verebilecek olması,
- Formül mamaların besleyici özelliğinin anne sütünden hiçbir eksiğinin
olmadığı hatta daha iyi olduğu düşüncesi,
- Reklamlar, satış yöntemleri, özendirici resimlerle ve sözlerle yapılan
medya yayınları,
- Bu işlerden ticari kazancı olan çevrelerin, özellikle sağlık sektöründekilerin
yönlendirmeleri,
- Emzirmenin bir ilkel, hayvanlara ait davranış olduğu düşüncesi,
- Emziren kadının memelerinin estetik olarak çirkinleşeceği kaygısı,
- Formül mama kullanan kişilerin, diğer emziren anneleri caydırıcı,
hazır mamaları özendirici sözleri ve davranışları,
- Anne sütünün bebeğine yaramadığı, iyi kilo alamadığı, gelişemediği,
onu sancılandırıp, ağlamasına neden olduğu endişeleri,
- Bebeğini en iyi besinlerle besleme arzusu, para ile satın alınan, pahalı
olan gıdaların daha yararlı olduğu düşüncesi,
- Annede bulunan her türlü rahatsızlık ve hastalığın sütünden bebeğe
geçeceği endişesi
Olduğu söylenebilir. Bu nedenlerin hiç birisi endüstriyel formül sütleri
anne sütüne üstün kılamaz ve kılmamalıdır.
Anne sütü yeterli olmadığında yerine alternatif ancak formül sütler düşünülmelidir.
İnek sütü bir alternatif olmamalıdır. İnek sütünün formül sütlere
tercih edilmesinin en büyük nedeni ekonomiktir. Fakat bugün varılan noktada
dikkatli incelendiğinde aralarında anlamlı bir maddi fark olmadığı görülecektir.
Formül sütler inek sütüne göre daha pahalıdırlar. Ancak yarar / maliyet
ilişkisi incelenirse bu durum sanıldığından farklı olacaktır. İnek sütünün
anne sütüne alternatif olarak önerilmemesinin bir çok nedenleri vardır.
Bunlardan kısaca bahsedelim.
İnek sütünde kazein ve tuz oranı yüksektir. Bu yüksek oran böbrekler için
zararlıdır. Keza 15 kat daha fazla bulunan bu kazeinin yapısı da insan sütünden
farklıdır. Ayrıca inek sütünün esas fraksiyonu olan beta-laktoglobülin
anne sütünde bulunmaz ve insanlarda alerjik reaksiyona yol açar. İnsan sütünde
bulunan alfa-laktoalbumin, immunglobin, laktoferrin inek sütünde bulunmaz ve
bunlar ancak anne bedeninde üretilebilir. Non-proteinik azot miktarı insan sütünde
yüksektir ve yapıları farklıdır. Beyin gelişimi için gerekli olan taurin
anne sütünde 40 kat daha fazladır. Anne sütünün yağ asitleri de yapısal
olarak farklıdır ve bu da yine ancak insan bedeninde bulunur. Anne sütündeki
enzimler sindirimi kolaylaştırır, bunlar inek sütünde yoktur. Bebeğin
barsaklarında oluşması istenilen yararlı bakterilerin gelişimi için
gerekli olan maddeler anne sütünde bulunurlar. Keza bunlar zararlı olabilecek
bakterilerin de yerleşmesini engelleyici rol oynarlar. Anne sütünde inek sütüne
oranla 3000 kez daha fazla lizozim bulunur. Ayrıca lökosit ve diğer biyolojik
elemanlar bebeğin dış etkenlere karşı dayanıklı olmalarını sağlar.
Bebeğin anne memesini emmesi, anne bedeninde bir çok hormonun salınmasına
ve bunların etkilerine yol açar. Bir çok kadının kendisi çocuk doğurmadığı
halde bebek bakmak durumunda kalarak ve bebeğe meme emzirmesi sonucunda süt
salgısının başlaması mümkündür. Emme sonucunda hipofiz ön lobu
etkilenerek prolaktin salgılanması artar ve memedeki süt bezlerinde süt yapılmaya
başlanır. Emme devam ettiğinde hipofiz arka lobu
 uyarılır ve
oksitosin
hormonu salınır ve yapılmış olan süt kanallara geçerek dışarı akmaya
başlar. Bu mekanizmaya annenin psikolojik durumu etki eder. Ruhsal olarak sıkıntılı,
kaygılı olmak süt salgılanmasını da azaltır. Emziren kadınların ruhsal
olarak sağlıklı olmaları süt salgılamaları içim gereklidir. Yeri gelmişken
süt salgılanmasına etki eden durumları anlatayım.
- Annenin ruhsal durumu yukarıda yazmıştım.
- İk beslenmeye başlangıç zamanı. Doğumdan sonra en kısa sürede
ilk meme emzirme başlanmalıdır. En erken süre tercih edilir. Süt
gelmese bile emzirilmelidir. Bu refleksin oluşmasını ve sütün salgılanmasını
başlatacaktır. Diğer bir yandan annenin kolostrum denilen ilk ağız sütü
bebek için çok önemlidir. Bu renk ve kıvam olarak sütten farklıdır.
Rengi daha kirli sarı, bulanıktır. Bilinmeyerek bebeğe bazı nedenlerle
verilmemesi yanlıştır. Bileşimi normal sütten farklıdır. Bebek için
koruyucu bir çok biyolojik madde yanında ilk saatlerde gerekli olan bazı
besin öğelerini içerir.
- Emzirme süresi ve aralıkları. 15-20 dakikalık bir emzirme süresi
ve bunun 1-2 saatlik aralıklarla yapılması süt salgılanmasını arttırır.
- Uygun ortam ısısı. Soğuk ortamlarda damarlar büzülerek süt
salımı azalır. Aşırı sıcakta ise anne bedeni ter ve solunum ile sıvı
kaybeder. Bu da süt salgılanmasını azaltır.
- Yeterli beslenme ve sıvı alımı. Yeterli beslenme aşırı
beslenme demek değildir. Emziren bir anne kendi ihtiyaçlarının biraz üzerinde
beslenmesi süt salgılanması için yeterlidir. Protein, yağ ve
karbonhidratların karışık yenilmesi, kayıpların göz önüne alınarak
uygun miktarda vitamin ve minerallerin karşılanması gerekir. Halk arasında
süt salgısını arttırdığı savunulan bir çok besin maddesinin böyle
bir etkisi olduğu bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Fakat sıvı alımının
etkisi vardır. Anne sütünün % 95 nin su olduğu düşünülürse bu daha
iyi anlaşılır. Anne kendi doğal gereksinmesi dışında süt salgısı için
yetecek sıvı almak zorundadır. Normalde bir insanın mevsimine göre sıvı
alımının 1,5 - 2,5 litre olması gerektiği, ek olarak da süt salgısı
da düşünülerek emziren bir kadının 3-4 litre sıvı alması uygun
olacaktır. Yeterli sıvı alımını değerlendirmenin diğer bir yolu da
idrarın durumudur. Yeterli sıvı alan bir loğusa günde en az 3-4 kez bol
ve açık sarı renkte idrar yapabilmelidir.
İlk anne memesi emme egzersizlerinin doğumu izleyen en erken saatlerde başlanması
gerektiğini yazmıştım. Normal doğumda bu süre ilk 1-2 saat gibi çok kısa
olmalıdır. Sezaryen gibi bir doğumdan sonra anne kendini uygun hissettiği en
kısa zaman olmalıdır. Bu süre 4 saati geçtiği takdirde annenin pompa ile
sağılmaya başlanmasını öneririm. Bu arada bebek geçici bir süre için
formül süt ile beslenebilir.
Meme emzirirken dikkat edilmesi gereken konular.
- Pozisyon. Bebek emzirmenin tek bir pozisyonu yoktur. Emzirme
Pozisyonları sayfasında değişik
yöntemleri göreblirsiniz. Bunların içersinde herkes kendine uygun olanı
bulabilir. Doğumu takip eden ilk günlerden sonra normal olarak genel
tercih edilen beşik pozisyonu önerilir.
Pozisyon ile ilgili genel öneriler şunlar olabilir. Anne oturur ve hafif
arkasına eğik, yaslanmış olmalıdır. Kol dayamak için bir desteği
bulunan koltuk ile ayaklarını uzatmak veya ayağını dayararak dizini
yukarı kaldırmak için bir puf yararlı olur. Bebek anne koluna veya bir
yastığa uzanmış, yaklaşık 45 derece bir eğimle anne memesine yaklaştırılmalıdır.
Elleri serbest olmalıdır. Böylelikle anne memesine temas edebilir ve
ellerinin yardımı ile meme başını bulabilir. Anne de elinin işaret ve
orta parmaklarının yardımı ile meme başını bebeğinin ağzına yöneltirken
baş parmağı ile yukarıdan aşağıya doğru memesini sıvazlayarak sütünün
kolay gelmesine yardımcı olmalıdır. Bebek emme işlemi sırasında ağzının
içersinde bir vakum yapmaktadır. Bu negatif basınç anne memesinden sütün
gelmesini sağlar. Eğer bebek tam yatar pozisyonda olursa gelen anne sütü
burun arkasına kaçar. Hatta kulakların boğaz açılan kanalın ağzından
kulak yoluna geçerek enfeksiyona neden olabilir. Yeni doğan kulak
iltihaplarının en sık nedeni hatalı pozisyonla emzirmedir. Ayrıca
annenin de yattığı yerden bebeği emzirmesi hem sütün gelmesi hem de
olabilecek tehlikeli sonuçlar yönünden sakıncalıdır. Yatakta da olsa
anne dik durumda olmalıdır.
- Bebek burnundan rahat nefes alabilmelidir. Ağzında meme bulunan
bebek ancak burnu ile solunuma devam edebilir. Yeni doğanların zaten dar
olan burun hava yollarının salgı ve kusmuk ile tıkalı olması emmeyi güçleştirip,
imkansız bir hale bile getirebilir. Meme emzirmeden önce buruna serum
fizyolojik damlatmak ve temizlemek yararlı olur. Meme bebeğin burnunu
kapatmamalıdır.
- Bebek rahat olmalıdır. Giysileri ve ortam ısısı uygun, altındaki
bezi kuru ve temiz olan bebek daha kolay emebilir. Emzirme esnasında
bebekler refleks sonucu kaka yapabilirler. Bu bir hastalık değil normal
olaydır. Emzirirken yapmıyor olması da sorun değildir.
- Anne memesinin baş kısmı bebeğin ağzına iyi oturmalıdır.
Meme başı gömük veya herhangi bir yapısal sorun olmadığında anne
memesinin koyu renkli kısmının kenarları bebeğin dudakları ile
kaplanana dek ağzına sokmalıdır. Bebek anne memesinin başını diş
kemerleri denilen damaklarının arkasına almak ve meme başını geriden
öne doğru sıkarak çeker. Bu sırada dil kökü ve boğazı ile de vakum
yapar. Eğer bebek anne memesini ağzında iyi tutamazsa iyi de ememez.
- Besleme süresi yeterli olmalıdır. Normalde bebekler bir öğünde
alacakları anne sütünün yaklaşık olarak % 50 sini ilk 1-2 dakikada, %
90 ını ilk 5 dakika içersinde emerler. Normal bir emzirme süresi 15-20
dakika olmalıdır. Daha kısa veya uzun sürdüğünde başka bir sorun
olması mümkündür.
- Beslenme aralıkları bebeğe göre ayarlanmalıdır. İlk ayda
bebek ağladıkça denilen aralıklar uygundur. Bu süre 30 dakika ile en
fazla 3 saat olmalıdır. İdeal olarak ilk ayda 1-2 saatlik aralıklar
tercih edilmelidir. İkinci aydan itibaren bu aralıklar önceleri 2 sonra 3
saate çıkmalıdır. Beslenme aralıklarının arttırılması yavaş yavaş
yapılmalıdır. Mide hacmi yeni doğan bebeklerde 20-30 ml. İken 8-10 günde
60-100 ml. ye, 3. ayda 150ml.ye, 6.ayda 200 ml.ye çıkar. Bir yaşına
geldiğinde 300 ml. hacme ulaşır. Artan mide kapasitesine paralel olarak
annenin de süt miktarı artar. Bazı özel durumlarda beslenme saatle düzenlenebilir.
Hastane gibi ayni anda bir çok bebeğe bakıldığında her birinin ağlaması
veya doymasını izlemek mümkün olmadığında 2-3 saatlik aralarla
beslenme uygulanabilir. Yine de beslenme aralığının 3 saati aşmaması
gerekir.
Bebeğin tok olduğu halde gaz sancısı gibi başka nedenlerle ağlaması
yanlışlıkla doymadığı düşünülerek ek besinlere başlamamak
gerekir. Bebeğin doymasının en önemli göstergesi yeterli kilo almasıdır.
Diğer yandan yetersiz anne sütü nedeniyle bebek aç kaldığında düşen
kan şekerine bağlı olarak uyuklayabilir ve ağlamaz. Bu sakinlik de yanlışlıkla
doyduğunun göstergesi değildir. Tartı bunu da belirlemeye yarar. Bebek
emdiği zaman midesine gelen süt mide asidi ile karıştığında kesilir.
Böylelikle sindirim işlevi başlar. Bebek yeni emdiğinde süt şeklinde
geri çıkartabilir. Emdikten bir süre sonra çıkarttığında kesik halde
gelmesinin nedeni bu olaydır. Beslendikten sonra yeterli süre geçmeden
tekrar beslendiğinde midesinde sindirimine başlanmış süt ile yeni
emilen çiğ süt karışır. Barsaklara kesilmiş süt ile kesilmemiş çiğ
süt ayni anda geçerse sütün asitle kesilmesi sonucu otaya çıkan gaz
barsakların gerilmesine neden olur.
- Beslendikten sonra bebeğin gazı çıkarılmalıdır. Meme emme
(biberon emmede de) esnasında bebekler bir miktarda hava yutarlar. Ayrıca
midede sindirim sırasında doğal olarak gaz oluşur. Bu oluşan hava-gaz
karışımı midenin sol-üst tarafında toplanır. Beslenmeden sonra bunun
çıkarılması gerekir. Bunun için bebek yüzü yana ve dışarı gelecek
şekilde annenin göğsüne karın üstü yatırılmalı ve sırtına hafif
el vuruşları ile çıkarılmaya çalışılmalıdır. Bu işlem sırasında
annenin omzuna temiz bir bez konulması yararlı olur. Gaz çıkarırken sıklıkla
bebekler bir miktar midedeki besinleri de çıkarırlar. Diğer yandan bebeğin
yüzünün ve ağzının giysi yerine daha temiz bir örtüye temas etmesi
hijyen yönünden daha sağlıklıdır. Bu gaz çıkarılmadığında midede
gerilmeye ve huzursuzluğa yol açar. Bu da mide kasılmalarını arttırır.
Bu kasılmalarla mide içeriği biraz barsaklara biraz da yemek borusundan dışarı
gider. Barsaklara geçen süt henüz sindirime uygun olmadığı için sancılara
neden olur. Yemek borusundan dışarıya giden süt ise kayıp olacaktır.
- Bebeklerin kendilerine özgül refleksleri vardır. Anne memesi
emmek için bebekler doğuştan bazı yeteneklere sahiptir. Bunların
bilinmesi yardımcı olur. Anne sütünün kokusunu duyan bebek başını sağa-sola
çevirerek kokunun kaynağını aramaya başlar. Dudak birleşeğinin yanağa
doğru olan bölgesinde refleks alıcıları vardır. Yanağının o bölgesine
bir şey değdiğinde ağzını ve dudaklarını o tarafa çevirerek meme
aramaya başlar. Bu meme emme esnasında uyuyan ve emmeyi kesen bebeklerde
onu emmeye tekrar döndürmek için yararlı olur. Parmak ucuyla yanağın
uyarılması emme işlemini başlatır. Damağına ve dilin arka bölgesine
bir şey değdiğinde ağzını kapatıp, yanaklarını sıkarak emme işlemine
başlar. Bu basit bir emmeden farklı olarak sıkarak çekme hareketidir. Ağzın
içersine boşalan süt de yutma refleksini uyarır. Bebekler ağzına
konulan bir şeyi yutma eğilimindedirler. Tok olan bir bebek de bu
refleksler ortaya çıkmaz ve uyuma isteği daha ağır basar.
- Her öğünde her iki meme de emzirilmelidir. Bebekler beslenirken
aslında besinlerinin büyük bölümünü ilk memeden alırlar. Uygun olan
yöntem her öğünde her iki memenin de verilmesidir. Fakat son verilen
meme bir sonraki öğünde ilk verilecek meme olmalıdır. Memeden ayrılmak
istemeyen bebeğin dudağının kenarından annenin parmağını hafifçe
bebeğin ağzına sokması içerdeki negatif basıncı düşürerek bebeğin
memeyi bırakmasını kolaylaştırır. Memelerin boşalması daha çok süt
salgılanmasını sağlar. Sütü bol olan annelerin bebekleri memeyi tam boşaltamadığı
takdirde biriken süt sorunlara yol açabilir. Bu durumda anne sağmak
suretiyle memelerini boşaltmalıdır. Uzun sürelerle emzirmeye devam
edilirse veya beslenme aralıkları açılırsa süt salgılanması azalır.
- Meme başı bakımı yapılmalıdır. Bebeğin kuvvetle emmesi karşısında
meme başı tahriş olur. Kısa bir süre sonra da acımaya, çatlamaya ve
yara olmaya başlar. Bu durum anne için emzirmeyi olanaksız hale
getirebilir. Bunun oluşmaması için yapılması gerekenler
- Emzirmeden önce memeler karbonatlı su ile silinmelidir. (Bir kahve
fincanı suya bir çay kaşığı karbonat) Bu bebeğin ağzında pamukçuk oluşumunu
önler. Ayrıca eğer zaten pamukçuk oluşmuş ise anne memesine geçmesini
engeller.
- Karbonatlı suyun arkasından memeler ılık su ile temizlenmelidir. Hem
memeler olabildiğince mikroptan arınmış olur hem de sıcak etkisi sütün
daha rahat gelmesini sağlanır.
- Emzirdikten sonra anne sütü biraz meme başına sürülür. Üstüne bir
nemlendirici veya yağ sürülmelidir. Bu meme başının yumuşak ve nemli
kalmasını sağlar. Böylelikle çatlaklar önlenebilir.
Annenin sütü gelmesine rağmen bazı durumlarda anne sütü vermek uygun
olmayabilir. Bu durumlar çok sık olmamakla berber kısaca değinelim.
- Annede meme iltihabı oluşması. Bu memelerin iyi boşalmadığı ve meme
başında oluşan küçük çatlaklardan içeriye enfeksiyon etkenin girmesi ile
meydana gelir.
- Annenin herhangi bir nedenle süte geçen ve bebeğe zararlı olabilecek ilaç
kullanma zorunluluğu. Her türlü ilaç bu kısıtlamaya dahil değildir. Bazı
ilaçlar süte geçmez, bazıları da ya çok az miktarda geçer ya da geçmesi
bebek de olumsuz bir olaya neden olmaz. Buna ancak bebeğin doktoru karar
vermelidir.
- Annenin sütten geçebilecek veya solunum yolu ile bulaşabilecek bir hastalığı
olması. Bazı hastalıkların mikrobu sütten bebeğe geçebilecek özellik taşır.
Bu tür hastalıklar nadirdir fakat solunum yolu ile geçen hastalıklarla çok
daha sık olarak karşılaşılır. Bu durumda anne sütü kesilmesi kesin şart
değildir. Anne emzirme esnasında ağız ve burnunu bir tıbbi maske ile
kapatabilirse bulaşma olasılığı büyük ölçüde azalır.

| |
|