|
| |
|
|
|
Çocuk
Sağlığı ve Gelişimi
|
Aşılar Hakkında Genel Bilgiler
Burada yazılanlar çocuk sahibi kişiler ile bu konuda bilgi sahibi
olmak isteyenler içindir. Bu nedenle olabildiğince detaylı ve
herkesin anlayabileceği şekilde anlatılmıştır.
Aşıları anlayabilmek için öncelikle bağışıklık sistemini
anlamak gerekir. İnsan vücudu mükemmel bir yapıdır ve amacı her koşulda
yaşamını yani kendisini korumaktır. Güneş ışınlarına maruz kalınca
tenimizin koyulaşması, nefes borumuza bir şey kaçınca öksürmemiz
hep bunun bir sonucudur. Bazı hastalıkları (kabakulak,kızamık, suçiçeği
gibi) bir kez geçirdikten sonra tekrar geçirmeyiz. Peki nasıl oluyor
da bir kez kızamık geçirdikten sonra ikinci bir kez kızamık geçirilmiyor.
Bu sorunun cevabı ancak bağışıklık sistemi ile izah edilebilir.
Buna tıp dilinde aktif doğal bağışıklık denir. Hastalığı geçirirken
vücudumuz bu hastalığın mikrobunu yenebilmek bir uğraş verir, bazı
hücreler üretir (antikor) ve bunlar aracılığı ile onu yener.
Bundan sonra da kanımızda bu mikrobu tanıyan hücreler kalır. Tekrar
ayni mikropla karşılaşınca onu tanıyan hücrelerimiz hızla artışa
geçerek hemen o mikropları bertaraf eder. Bu mekanizma ile geçirilen
bazı hastalıkları tekrar geçirmemiz önlenmiş olur. Ayni olayı
yani mikropları tanıyan hücreleri hastalığı geçirmeden oluşturmak
için aşılama işlemi yapılmaktadır. Buna da tıp dilinde aktif
edinsel bağışıklık deniliyor. Aşılamada amacımız kanda hastalık
mikrobunu tanıyan, onunla karşılaşınca onu bertaraf edebilen hücreleri
hastalığı geçirmeden sahip olmaktır. Aşılamanın bu kolaylığı
yanında her hastalık her zaman zararsız bir şekilde geçirilemez,
bazen hastalık çocuk felci örneğindeki gibi kişiyi öldürebilir
veya sakat bırakabilir. Hiçbir hastalığı geçirmek aşılanmaktan
daha zararsız ve hafif olamaz.
Aşının Etkisiz Kaldığı Durumlar :
Aşılarda anlaşılması gereken diğer bir konu da oluşturulması
istenilen bağışıklık her zaman kesin değildir. Yani bir kişi aşılanmış
olmasına rağmen hasta olabilir. Bunun olmaması için bir çok özelliğin
bilinmesi gereklidir.
Bunları maddeler halinde inceleyelim.
- Her aşının kendi özelliğinden, üretiminde kullanılan
teknolojiden kısaca kalitesinden gelen bir koruyuculuk yüzdesi
vardır. % 100 yakın koruyuculuğu olan aşılar olduğu gibi % 60
civarında da olanlar vardır.
- Aşıların istenen etkiyi sağlayabilmesi için belirli bir
program doğrultusunda yapılması gereklidir. Bu programlar yapılan
araştırmalar sonucunda zaman içersinde bazı değişiklikler gösterebilir
veya her ülkenin kendi özel konumundan dolayı farklılıklar
olabilir. Bazen bilgisizlikten, bazen ticari amaçlarla bazen de kişinin
özel durumundan kaynaklanan sebeplerle programlar değişebilir. En
doğru program yoktur. Bilimsel olarak günümüzün en yeni
bilgileri ve kişinin durumuna uygun programlar ayni amaca ulaşmak
için uygulanmalıdır.
Aşıların üretimden
kişiye yapılmasına kadar geçen süre içersinde kuralına uygun
şekilde taşınmalı ve saklanmalıdır. Bu +2 ila +8 derecelik ısı
ortamının korunmasıdır. Bu sürecin herhangi bir aşamasında soğuk
zincir denilen sistem korunamazsa aşı etkinliğini yitirir. Örneğin
bir eczaneden satın alınan aşı soğuk zincir içersinde, ortam
ısısı korunarak taşınmadığı takdirde etkisizleşecektir.
Kutunun üzerinde yazılı olan son kullanma tarihi kuralına uygun
şekilde saklandığı takdirde geçerlidir.
- Aşılar kullanılacak koşullara göre üretilirler. Yani ayni
anda çok sayıda kişiye aşı yapılacaksa toplu ambalaj yapılır.
Bu birim maliyeti düşürmek içindir. Küçük bir şişeye 20
veya 50 doz gibi miktarlarda konulur. Küçük bir şişede bu kadar
doz aşı olması taşıma, saklama gibi kolaylıkları yanında
fiyat yönünden oldukça avantajlıdır. Bu şekildeki aşılar Sağlık
Ocağı, Ana-Çocuk Sağlığı Merkezi gibi ayni anda çok sayıda
kişiyi aşılama kapasitesine sahip birimler içindir. Fakat bu aşıların
özelliği şişesi açıldıktan sonra birkaç saat içersinde tüketilmeleri
gerekmesidir ve belirli bir süre (Genellikle 4 - 8 saat) içersinde
tüketilmese de imha edilmelidir. Aksi takdirde etkinliği
kaybolmaktadır. Kısa sürede çok sayıda kişiyi aşılama imkanı
bulunmayan yerler için de genellikle tek dozluk (bazen 5 dozluk) aşılar
mevcuttur. Fakat bunlar fiyat açısından diğerleri kadar ekonomik
değillerdir. Bilgisizlik veya ticari nedenlerle kurallara uyulmaması
aşıların etkinliğinin yok olmasına sebep olabilir.
- Aşı yapılacak kişinin sağlık yönünden aşı yapılmaya
uygun durumda olması gereklidir. Bazı tedaviler, hastalıklar aşı
yapılmasına engel oluşturur. Bazı aşılar bu durumda istenilen
etkiyi sağlayamazlar.
- Aşıların yapılma teknikleri vardır. Bunlar hastaya uygulanması
gereken şekilleri içerir. Ağız yoluyla veya iğne ile cilt içi,
cilt altı ve adale içi uygulanır. Tekniğine uygun yapılmayan,
yani cilt içi yapılması gereken bir aşının adale içersine yapılması
istenen etkinin sağlanmamasına hatta istenmeyen etkilere yol açabilir.
Hatta adale içi yapılacak olan aşılarda omuz veya kalça
adaleleri arasında bile etki farklılıkları vardır.
- Bütün aşıların belirli dozları vardır. Yani kişiye göre
verilmesi gereken miktarlar değişiklik gösterir. Uygun miktarda
yapılmamış olması aşının istenilen koruyuculuğun sağlanmamasına
yol açabilir.
- Aşı uygun yapılmasına karşın etkisizleşebilir. Ağızdan
verilen Polio (Çocuk Felci) aşısı klora karşı dayanıksızdır.
Aşıdan kısa bir süre sonra su içirilmesi veya beslemek aşıyı
etkisiz hale getirir.
Bu anlatılanlar aşıların yapılmasına karşın yeterli
koruyuculuğun sağlanmamasının nedenlerini açıklamaya yönelik
bilgilerdi. Bunların yanında aşılar hakkında bilinmesi gereken
başka konular da vardır. Bunlar;
- Kişiler bulundukları ülkenin gerçeklerine göre aşılanırlar.
Aşılamalar ülkelere göre değişiklikler gösterir. Bazı ülkelerde
bazı hastalıklar hiç görülmediği için aşısı da yapılmamaktadır.
Bazı ülkelerde de belirli yörelere özgü hastalıklar vardır.
Kişiler aşılandıkları bölgeden başka bir yere geçici veya
kalıcı olarak giderken bu durumu göz önünde bulundurmalıdır.
Ülkemiz için önemli olan Verem, Boğmaca aşıları bir çok ülkede
yapılmamaktadır.
- Kişiler aşısını olmadıkları hastalıklara karşı aşılı
olduklarını sanmaktadır. Bu genellikle sağlık personelinin
insanlara doğru bilgi vermemesinden kaynaklanmaktadır. Sanıldığından
çok daha sık olan bu durumu örneklersek daha iyi anlaşılacaktır.
Gerçek adı HIB (Heamufiluz Influenza Tip B)
olan aşı sağlık personeli tarafından menenjit aşısı olarak
isimlendirilmekte ve maalesef herkes tarafından da öyle
bilinmektedir. Aslında menenjit aşısı ismi net olarak yanlış
da değildir ama menenjit aşısı olarak başka aşılarda vardır,
Meningokok aşısı gibi. Ayrıca menenjit hastalığı meningokok,
tüberküloz, virüsler gibi değişik etkenler sonucunda oluşur.
HIB aşısı kendi adı ile anılmalıdır. Çocuğuna HIB aşısı
yaptırmış olan bir anne çocuğunun gittiği okulda menenjit
hastalığı (Örneğin Meningokoksik menenjit ) görülmesi üzerine
çocuğuna aşısını yaptırdığını düşünerek çok rahat
etmekte bunun yanında ayni okuldan bir başka çocuğun annesi de
panik halde gidip menenjit aşısı olarak HIB aşısını çocuğuna
yaptırmaktadır. Bu iki anne de yanlış bilgilendirme sonucu yanlış
yapmaktadır. ( Bu konuda detay bilgi her aşının açıklamasında
anlatılacaktır)
- Diğer bir yanlış bilgilendirme de aşı yapılan yerlerden
kaynaklanmaktadır. Çocuğunu aşılatmak için bir yere düzenli
olarak götüren anneler net olarak hangi aşıların yapıldığını
bilmemektedirler. Bir gün onlara çocuklarının bütün aşılarının
bittiği bildirilmekte ve anne de gönül rahatlığı ile gerçekten
çocuğunun tüm hastalıklara karşı aşılandığını sanmaktadır.
a) Birinci olarak her aşı yapılan yerde mevcut olan her aşı
yapılmamaktadır. Örneğin Kamu Sağlık Kuruluşlarında
Kabakulak, Kızamıkçık gibi bir çok aşı yapılmamaktadır. Sağlık
Bakanlığı hemen hemen her yıl hangi aşıların, hangi program
ile yapılacağını genelgeler yoluyla bildirir. Bir takım
nedenlerle aşılar ve uygulamalarında değişiklikler olmaktadır.
Bu durum diğer ülkelerde de böyledir. Bazı aşıların tekrar
dozları kaldırılmakta veya zamanı değiştirilmekte (Kızamık
gibi) veya yapılan bir aşı yapılmamaya başlanmaktadır (Bir yaşından
büyük çocuklara ve erişkinlere Hepatit-B gibi). Bazı aşılar
ise bu güne kadar hiç yapılmamıştır ( MMR, Hepatit-A, Suçiçeği
gibi).
b) Bazı hastalıkların aşısı olmadığı halde anneler aşısını
yaptırdığını sanmaktadır. Kızıl hastalığına yakalanan çocuğun
annesi nasıl olup da aşıya rağmen çocuğun hastalığa yakalandığını
anlamakta zorluk çekmektedir.
- Bazı durumlar aşı yapılmasına engel oluşturmadığı halde
yanlış bilgilerle aşılama ertelenmektedir. İshal, ateşli veya
ateşsiz üst solunum yolu enfeksiyonları, önceki aşılamada
hafif ve orta şiddette lokal reaksiyon, antibiyotik tedavisi gibi.
Ateşli başka hastalıklarda veya sonrasında aşının yapılması
veya ertelenmesi şikayetlerin şiddetine ve hastalığın özelliğine
göre değişir. Hafif bir hastalık sırsında aşı yapılması, aşının
etkinlik ve güvenirliğini azaltmaz. Keza ağır olmayan ishal ağızdan
felç aşısı için de engel oluşturmaz.
- İmmün sistemi yetersiz veya baskı altında olan kişilere aşı
ya hiç yapılmamalı ya da çok dikkatli olunmalıdır. Bu durum doğumsal
olabilir veya HIV (AIDS) enfeksiyonu, lösemi, lenfoma, genel habis
hastalıklar, radyasyon veya steroid kullanımına bağlı olabilir.
Günümüzde en sık steroid kullanımları sorun olmaktadır. Bazı
böbrek veya allerjik hastalıklar nedeniyle kortizon kullanmakta
olan çocuklara aşı kampanyası veya başka bir nedenle aşı yapıldığında
problemlerle karşılaşılmaktadır.
- Premature bebeklerin aşılanması: Doğum ağırlığına bakmaksızın
prematureler zamanında doğmuş bebeklerle ayni program ile aşılanmalıdırlar.
Genel durumu iyi olan prematurenin doğum ağırlığı, bölünmüş
veya azaltılmış dozlarda aşılamaya gerekçe olamaz. Hepatit-B
taşıyıcısı anneden doğan prematureler hemen aşılanır. Taşıyıcı
olmayan annelerinki, kesin kural olmamakla birlikte 2000 gr civarında
başlanabilir.
- Aşı programı herhangi bir nedenle aksaması halinde aşılamaya
kalınan yerden devam etmek gerekir. Tekrar en baştan başlanmaz.
Eskiden belirli bazı süreler aşıldığında yapılmış aşılar
yok sayılıp, tekrar başlanmakta idi. Fakat bugünkü anlayışla
aşılamanın aksaması arzu edilmemekle beraber, kalınan yerden
devam edilmesi yönündedir.
Aşılar hakkında halk arasında yanlış bilinen konular da
vardır. Bunları bazen sağlık personeli bile söylemiş olabilir.
Bazen de amaçlarının ne olduğunu anlayamadığımız çevrelerden aşılar
hakkında yanlış bilgiler verilmektedir. Burada hatırlayabildiklerimi
yazacak olursam;
- Aşılar kısırlığa yol açar (
Kesinlikle yanlış, böyle bir şey mümkün değil)
- Hastalığı geçirmek aşı olmaktan
daha iyidir. ( Ölmez, sakat kalmaz, hastalığı geçirmenin tüm
zorluklarına da katlandıktan sonra ayni sonuca ulaşılır.)
- Aşılı çocuklar hastalığı aşısızlara
kıyasla daha hafif geçirirler ( Kısmen doğrudur, aşının
amacı hastalığın hiç geçirilmemesidir. Ama kanda yeterli
antikor yoksa-hastalık mikrobunu tanıyan hücreler- bunun
seviyesine bağlı olarak kısmete kalmış bir şekilde değişik
ağırlıkta geçirilir.)
- Aşılı olunsa da hastalıklar
mutlaka geçirilir, hatta mezarda olunsa bile kızamık dökülür
( Hayır, aşılama da yeterli antikor seviyesine ulaşılmışsa
hastalık geçirilmeyecektir)
Aşıların Yan etkileri
Aşılar sağladıkları büyük faydalara karşın bazı yan
etkilere de sahiptir. Bunlar hastalığı geçirmeye kıyaslandığında
çok daha hafiftirler. Çok nadiren ağır yan etkiler oluşabilir. Bu ağır
yan etkiler bazen vücudun aşırı duyarlılığından kaynaklanmakta
bazen de aşının içersindeki mikrobun (Antijen) özelliğinden dolayıdır.
Yan etkiler her aşının kendisine ait bölümlerde detaylı anlatılacaktır.
Burada genel olarak değinilecek olursa; yan etkiler sık değildir ama
bu yan etkilerin içersinde sıklıkla lokal etkiler ön plandadır,
enjeksiyon yerinde hassasiyet, ağrı, sıcaklık artışı, kızarıklık
ve vücutta ateştir. En ağır olan yan etki ise ansefalit denilen
menenjite benzer bir tür beyin iltihabının oluşmasıdır. Bu olay dünyada
sayılı vakada oluşmuş, çok kesin olarak sebebi de ortaya konulmamış
olaylardır. Bu durumdan bazıları aşıdaki antijeni (aşıların hazırlanmasında
kullanılan mikrop) veya aşının diğer bileşenlerini sorumlu tutmuşlar
bazıları da yapılma hatasına (deri altı-adale içersine yapılacağına
damara denk gelip hemen kana karışmasına) bağlamışlardır.
Aşıların incelenmesi.

| |
|